Namaz Vakitleri

Kuran-ı Kerim Oku

Arapça metin, okunuş ve Türkçe meal · 114 sure · 6236 ayet

سُورَةُ الإِنسَانِ

76. İnsân Suresi

31 ayet Medine
1 Okunuş
Hal ataa 'alal insaani heenum minad dahri lam yakun shai'am mazkooraa
Arapça
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ هَلْ أَتَىٰ عَلَى ٱلْإِنسَٰنِ حِينٌۭ مِّنَ ٱلدَّهْرِ لَمْ يَكُن شَيْـًۭٔا مَّذْكُورًا
Meal (anlam)
İnsanoğlu, var edilip bahse değer bir şey olana kadar, şüphesiz, uzun bir zaman geçmemiş midir?
2 Okunuş
Innaa khalaqnal insaana min nutfatin amshaajin nabta leehi faja'alnaahu samee'am baseeraa
Arapça
إِنَّا خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ مِن نُّطْفَةٍ أَمْشَاجٍۢ نَّبْتَلِيهِ فَجَعَلْنَٰهُ سَمِيعًۢا بَصِيرًا
Meal (anlam)
Biz insanı katışık bir nutfeden yaratmışızdır; onu deneriz; bu yüzden, onun işitmesini ve görmesini sağlamışızdır.
3 Okunuş
Innaa hadainaahus sabeela immaa shaakiranw wa immaa kafoora
Arapça
إِنَّا هَدَيْنَٰهُ ٱلسَّبِيلَ إِمَّا شَاكِرًۭا وَإِمَّا كَفُورًا
Meal (anlam)
Şüphesiz ona yol gösterdik; buna kimi şükreder, kimi de nankörlük.
4 Okunuş
Innaaa a'tadnaa lilkaa fireena salaasila wa aghlaalanw wa sa'eeraa
Arapça
إِنَّآ أَعْتَدْنَا لِلْكَٰفِرِينَ سَلَٰسِلَا۟ وَأَغْلَٰلًۭا وَسَعِيرًا
Meal (anlam)
Doğrusu, inkarcılar için zincirler, demir halkalar ve çılgın alevli cehennem hazırladık.
5 Okunuş
innal abraara yashra boona min kaasin kaana mizaa juhaa kaafooraa
Arapça
إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ يَشْرَبُونَ مِن كَأْسٍۢ كَانَ مِزَاجُهَا كَافُورًا
Meal (anlam)
Şüphesiz iyiler kafur katılmış bir tastan içerler.
6 Okunuş
'Aynany yashrabu bihaa 'ibaadul laahi yafajjiroonahaa tafjeeraa
Arapça
عَيْنًۭا يَشْرَبُ بِهَا عِبَادُ ٱللَّهِ يُفَجِّرُونَهَا تَفْجِيرًۭا
Meal (anlam)
Bu ancak Allah'ın kullarının taşıra taşıra içebileceği bir pınardır.
7 Okunuş
Yoofoona binnazri wa yakhaafoona yawman kaana sharruhoo mustateeraa
Arapça
يُوفُونَ بِٱلنَّذْرِ وَيَخَافُونَ يَوْمًۭا كَانَ شَرُّهُۥ مُسْتَطِيرًۭا
Meal (anlam)
Onlar verdikleri sözleri yerine getirirler, fenalığı yaygın olan bir günden korkarlar.
8 Okunuş
Wa yut''imoonat ta'aama 'alaa hubbihee miskeenanw wa yatemanw wa aseeraa
Arapça
وَيُطْعِمُونَ ٱلطَّعَامَ عَلَىٰ حُبِّهِۦ مِسْكِينًۭا وَيَتِيمًۭا وَأَسِيرًا
Meal (anlam)
Onlar içleri çektiği halde, yiyeceği yoksula, öksüze ve esire yedirirler.
9 Okunuş
Innaamaa nut'imukum li wajhil laahi laa nureedu minkum jazaaa'anw wa laa shukooraa
Arapça
إِنَّمَا نُطْعِمُكُمْ لِوَجْهِ ٱللَّهِ لَا نُرِيدُ مِنكُمْ جَزَآءًۭ وَلَا شُكُورًا
Meal (anlam)
"Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz, bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz çok asık suratların bulunacağı bir günde Rabbimizden korkarız" derler.
10 Okunuş
Innaa nakhaafu mir Rabbinna Yawman 'aboosan qamtareeraa
Arapça
إِنَّا نَخَافُ مِن رَّبِّنَا يَوْمًا عَبُوسًۭا قَمْطَرِيرًۭا
Meal (anlam)
"Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz, bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz çok asık suratların bulunacağı bir günde Rabbimizden korkarız" derler.
11 Okunuş
Fa waqaahumul laahu sharra zaalikal yawmi wa laqqaahum nadratanw wa surooraa
Arapça
فَوَقَىٰهُمُ ٱللَّهُ شَرَّ ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمِ وَلَقَّىٰهُمْ نَضْرَةًۭ وَسُرُورًۭا
Meal (anlam)
Allah da onları bu yüzden o günün fenalığından korur; onların yüzüne parlaklık ve neşe verir.
12 Okunuş
Wa jazaahum bimaa sabaroo janatanw wa hareeraa
Arapça
وَجَزَىٰهُم بِمَا صَبَرُوا۟ جَنَّةًۭ وَحَرِيرًۭا
Meal (anlam)
Sabırlarının karşılığı, cennet ve oradaki ipeklerdir.
13 Okunuş
muttaki'eena feeha 'alal araaa 'iki laa yarawna feehaa shamsanw wa laa zamhareeraa
Arapça
مُّتَّكِـِٔينَ فِيهَا عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ ۖ لَا يَرَوْنَ فِيهَا شَمْسًۭا وَلَا زَمْهَرِيرًۭا
Meal (anlam)
Orada tahtlara yaslanırlar; orada yakıcı sıcak ve dondurucu soğuk görmezler.
14 Okunuş
Wa daaniyatan 'alaihim zilaaluhaa wa zullilat qutoofu haa tazleela
Arapça
وَدَانِيَةً عَلَيْهِمْ ظِلَٰلُهَا وَذُلِّلَتْ قُطُوفُهَا تَذْلِيلًۭا
Meal (anlam)
Meyve ağaçlarının gölgeleri üzerlerine sarkmış ve onların koparılması kolaylaştırılmıştır.
15 Okunuş
Wa yutaafu 'alaihim bi aaniyatim min fiddatinw wa akwaabin kaanat qawaareeraa
Arapça
وَيُطَافُ عَلَيْهِم بِـَٔانِيَةٍۢ مِّن فِضَّةٍۢ وَأَكْوَابٍۢ كَانَتْ قَوَارِيرَا۠
Meal (anlam)
Çevrelerinde gümüş kaplar ve billur kaseler dolaştırılır.
16 Okunuş
Qawaareera min fiddatin qaddaroohaa taqdeeraa
Arapça
قَوَارِيرَا۟ مِن فِضَّةٍۢ قَدَّرُوهَا تَقْدِيرًۭا
Meal (anlam)
Billurları gümüş gibi parlaktır, onları ölçüp ölçüp dağıtırlar.
17 Okunuş
Wa yusawna feehaa kaasan kaana mizaajuhaa zanjabeelaa
Arapça
وَيُسْقَوْنَ فِيهَا كَأْسًۭا كَانَ مِزَاجُهَا زَنجَبِيلًا
Meal (anlam)
Orada, zencefil karışık bir tasla içirilirler.
18 Okunuş
'Aynan feeha tusammaa salsabeelaa
Arapça
عَيْنًۭا فِيهَا تُسَمَّىٰ سَلْسَبِيلًۭا
Meal (anlam)
O pınara "Selsebil" denir.
19 Okunuş
Wa yatoofu 'alaihim wildaanum mukhalladoona izaa ra aytahum hasibtahum lu'lu 'am mansoora
Arapça
۞ وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌۭ مُّخَلَّدُونَ إِذَا رَأَيْتَهُمْ حَسِبْتَهُمْ لُؤْلُؤًۭا مَّنثُورًۭا
Meal (anlam)
Yanlarında ölümsüz gençler dolaşır; onları gördüğünde saçılmış birer inci sanırsın.
20 Okunuş
Wa izaa ra ayta summa ra ayta na'eemanw wa mulkan kabeera
Arapça
وَإِذَا رَأَيْتَ ثَمَّ رَأَيْتَ نَعِيمًۭا وَمُلْكًۭا كَبِيرًا
Meal (anlam)
Oranın neresine baksan, nimet ve büyük bir saltanat görürsün.
21 Okunuş
'Aaliyahum siyaabu sundusin khudrunw wa istabraq, wa hullooo asaawira min fiddatinw wa saqaahum Rabbuhum sharaaban tahooraa
Arapça
عَٰلِيَهُمْ ثِيَابُ سُندُسٍ خُضْرٌۭ وَإِسْتَبْرَقٌۭ ۖ وَحُلُّوٓا۟ أَسَاوِرَ مِن فِضَّةٍۢ وَسَقَىٰهُمْ رَبُّهُمْ شَرَابًۭا طَهُورًا
Meal (anlam)
Üzerlerinde ince yeşil ipekli, parlak atlastan elbiseler vardır; gümüş bileziklerle süslenmişlerdir Rableri onlara tertemiz içecekler içirir.
22 Okunuş
Innaa haazaa kaana lakum jazz 'anw wa kaana sa'yukum mashkooraa
Arapça
إِنَّ هَٰذَا كَانَ لَكُمْ جَزَآءًۭ وَكَانَ سَعْيُكُم مَّشْكُورًا
Meal (anlam)
"İşte bu sizin işlediklerinizin karşılığıdır, çalışmalarınız şükre değer" denir.
23 Okunuş
Innaa nahnu nazzalnaa 'alaikal quraana tanzeelaa
Arapça
إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا عَلَيْكَ ٱلْقُرْءَانَ تَنزِيلًۭا
Meal (anlam)
Kuran'ı sana indiren şüphesiz Biziz.
24 Okunuş
Fasbir lihukmi Rabbika wa laa tuti' minhum aasiman aw kafooraa
Arapça
فَٱصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تُطِعْ مِنْهُمْ ءَاثِمًا أَوْ كَفُورًۭا
Meal (anlam)
Rabbinin hükmüne kadar sabret; onların günah işleyen ve inkarcı olanlarına uyma.
25 Okunuş
Wazkuris ma Rabbika bukratanw wa aseelaa
Arapça
وَٱذْكُرِ ٱسْمَ رَبِّكَ بُكْرَةًۭ وَأَصِيلًۭا
Meal (anlam)
Rabbinin adını sabah akşam an.
26 Okunuş
Wa minal laili fasjud lahoo wa sabbihhu lailan taweelaa
Arapça
وَمِنَ ٱلَّيْلِ فَٱسْجُدْ لَهُۥ وَسَبِّحْهُ لَيْلًۭا طَوِيلًا
Meal (anlam)
Geceleyin O'na secde et; O'nu geceleri uzun uzun tesbih et.
27 Okunuş
Inna haaa'ulaa'i yuhibboona 'aajilata wa yazaroona waraaa'ahum yawman saqeelaa
Arapça
إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ يُحِبُّونَ ٱلْعَاجِلَةَ وَيَذَرُونَ وَرَآءَهُمْ يَوْمًۭا ثَقِيلًۭا
Meal (anlam)
Doğrusu insanlar, çabuk elde edilen dünya nimetlerini severler de ağırlığı çekilmez günü arkalarında bırakırlar.
28 Okunuş
Nahnu khalaqnaahum wa shadadnaaa asrahum wa izaa shi'naa baddalnaaa amsaala hum tabdeelaa
Arapça
نَّحْنُ خَلَقْنَٰهُمْ وَشَدَدْنَآ أَسْرَهُمْ ۖ وَإِذَا شِئْنَا بَدَّلْنَآ أَمْثَٰلَهُمْ تَبْدِيلًا
Meal (anlam)
Onları yaratan, mafsallarını pekiştiren Biziz; dilersek onları benzerleri ile değiştiriveririz.
29 Okunuş
Inna haazihee tazkiratun fa man shaaa'at takhaza ilaa rabbihee sabeela
Arapça
إِنَّ هَٰذِهِۦ تَذْكِرَةٌۭ ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ سَبِيلًۭا
Meal (anlam)
Bu sadece bir öğüttür; dileyen, Rabbine giden yolu tutar.
30 Okunuş
Wa maa tashaaa'oona illaa anyyashaaa'al laah; innal laahaa kaana'Aleeman Hakeema
Arapça
وَمَا تَشَآءُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًۭا
Meal (anlam)
Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Doğrusu Allah, bilendir, Hakim'dir.
31 Okunuş
Yudkhilu mai yashaaa'u fee rahmatih; wazzaalimeena a'adda lahum 'azaaban aleemaa
Arapça
يُدْخِلُ مَن يَشَآءُ فِى رَحْمَتِهِۦ ۚ وَٱلظَّٰلِمِينَ أَعَدَّ لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًۢا
Meal (anlam)
Dilediğine rahmet eder. Zalimlere, işte onlara, can yakıcı bir azap hazırlamıştır.
Kırıkkale Plus

Kırıkkale'nin dijital süper uygulaması

Soru ve Görüşleriniz için info@kirikkaleplus.com