Namaz Vakitleri

Kuran-ı Kerim Oku

Arapça metin, okunuş ve Türkçe meal · 114 sure · 6236 ayet

سُورَةُ المَعَارِجِ

70. Meâric Suresi

44 ayet Mekke
1 Okunuş
Sa ala saaa'ilum bi'azaa binw-waaqi'
Arapça
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ سَأَلَ سَآئِلٌۢ بِعَذَابٍۢ وَاقِعٍۢ
Meal (anlam)
Birisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor.
2 Okunuş
Lilkaafireen laisa lahoo daafi'
Arapça
لِّلْكَٰفِرِينَ لَيْسَ لَهُۥ دَافِعٌۭ
Meal (anlam)
Birisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor.
3 Okunuş
Minal laahi zil ma'aarij
Arapça
مِّنَ ٱللَّهِ ذِى ٱلْمَعَارِجِ
Meal (anlam)
Birisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor.
4 Okunuş
Ta'rujul malaaa'ikatu war Roohu ilaihi fee yawmin kaana miqdaaruhoo khamseena alfa sanah
Arapça
تَعْرُجُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَٱلرُّوحُ إِلَيْهِ فِى يَوْمٍۢ كَانَ مِقْدَارُهُۥ خَمْسِينَ أَلْفَ سَنَةٍۢ
Meal (anlam)
Melekler ve Cebrail o derecelere, miktarı elli bin yıl olan bir günde yükselirler.
5 Okunuş
Fasbir ssabran jameelaa
Arapça
فَٱصْبِرْ صَبْرًۭا جَمِيلًا
Meal (anlam)
Güzel güzel sabret;
6 Okunuş
Inaahum yarawnahoo ba'eedaa
Arapça
إِنَّهُمْ يَرَوْنَهُۥ بَعِيدًۭا
Meal (anlam)
Doğrusu inkarcılar azabı uzak görüyorlar.
7 Okunuş
Wa naraahu qareebaa
Arapça
وَنَرَىٰهُ قَرِيبًۭا
Meal (anlam)
Ama biz onu yakın görmekteyiz.
8 Okunuş
Yawma takoonus samaaa'u kalmuhl
Arapça
يَوْمَ تَكُونُ ٱلسَّمَآءُ كَٱلْمُهْلِ
Meal (anlam)
Gök, o gün, erimiş maden gibi olur.
9 Okunuş
Wa takoonul jibaalu kal'ihn
Arapça
وَتَكُونُ ٱلْجِبَالُ كَٱلْعِهْنِ
Meal (anlam)
Dağlar da atılmış pamuğa döner.
10 Okunuş
Wa laa yas'alu hameemun hameemaa
Arapça
وَلَا يَسْـَٔلُ حَمِيمٌ حَمِيمًۭا
Meal (anlam)
Hiç bir dost diğer bir dostunu sormaz.
11 Okunuş
Yubassaroonahum; ya waddul mujrimu law yaftadee min 'azaabi yawma'izim bibaneeh
Arapça
يُبَصَّرُونَهُمْ ۚ يَوَدُّ ٱلْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَدِى مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذٍۭ بِبَنِيهِ
Meal (anlam)
Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.
12 Okunuş
Wa saahibatihee wa akheeh
Arapça
وَصَٰحِبَتِهِۦ وَأَخِيهِ
Meal (anlam)
Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.
13 Okunuş
Wa faseelathil latee tu'weeh
Arapça
وَفَصِيلَتِهِ ٱلَّتِى تُـْٔوِيهِ
Meal (anlam)
Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.
14 Okunuş
Wa man fil ardi jamee'an summa yunjeeh
Arapça
وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًۭا ثُمَّ يُنجِيهِ
Meal (anlam)
Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.
15 Okunuş
Kallaa innahaa lazaa
Arapça
كَلَّآ ۖ إِنَّهَا لَظَىٰ
Meal (anlam)
Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.
16 Okunuş
Nazzaa'atal lishshawaa
Arapça
نَزَّاعَةًۭ لِّلشَّوَىٰ
Meal (anlam)
Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.
17 Okunuş
Tad'oo man adbara wa tawallaa
Arapça
تَدْعُوا۟ مَنْ أَدْبَرَ وَتَوَلَّىٰ
Meal (anlam)
Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.
18 Okunuş
W jama'a fa aw'aa
Arapça
وَجَمَعَ فَأَوْعَىٰٓ
Meal (anlam)
Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.
19 Okunuş
Innal insaana khuliqa haloo'aa
Arapça
۞ إِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ خُلِقَ هَلُوعًا
Meal (anlam)
İnsan gerçekten pek huysuz yaratılmıştır:
20 Okunuş
Izaa massahush sharru jazoo'aa
Arapça
إِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ جَزُوعًۭا
Meal (anlam)
Başına bir fenalık gelince feryat eder,
21 Okunuş
Wa izaa massahul khairu manoo'aa
Arapça
وَإِذَا مَسَّهُ ٱلْخَيْرُ مَنُوعًا
Meal (anlam)
Bir iyiliğe uğrarsa onu herkesten meneder;
22 Okunuş
Illal musalleen
Arapça
إِلَّا ٱلْمُصَلِّينَ
Meal (anlam)
Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
23 Okunuş
Allazeena hum 'alaa Salaatihim daaa'imoon
Arapça
ٱلَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ دَآئِمُونَ
Meal (anlam)
Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
24 Okunuş
Wallazeena feee amwaalihim haqqum ma'loom
Arapça
وَٱلَّذِينَ فِىٓ أَمْوَٰلِهِمْ حَقٌّۭ مَّعْلُومٌۭ
Meal (anlam)
Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
25 Okunuş
Lissaaa 'ili walmahroom
Arapça
لِّلسَّآئِلِ وَٱلْمَحْرُومِ
Meal (anlam)
Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
26 Okunuş
Wallazeena yusaddiqoona bi yawmid Deen
Arapça
وَٱلَّذِينَ يُصَدِّقُونَ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ
Meal (anlam)
Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
27 Okunuş
Wallazeena hum min 'azaabi Rabbihim mushfiqoon
Arapça
وَٱلَّذِينَ هُم مِّنْ عَذَابِ رَبِّهِم مُّشْفِقُونَ
Meal (anlam)
Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
28 Okunuş
Inna 'azaaba Rabbihim ghairu maamoon
Arapça
إِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمْ غَيْرُ مَأْمُونٍۢ
Meal (anlam)
Doğrusu Rablerinin azabından kimse güvende değildir.
29 Okunuş
Wallazeena hum lifuroo jihim haafizoon
Arapça
وَٱلَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَٰفِظُونَ
Meal (anlam)
Eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten koruyanlar, doğrusu bunlar yerilmezler.
30 Okunuş
Illaa 'alaaa azwaajihim aw maa malakat aymaanuhum fainnahum ghairu maloomeen
Arapça
إِلَّا عَلَىٰٓ أَزْوَٰجِهِمْ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُهُمْ فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ
Meal (anlam)
Eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten koruyanlar, doğrusu bunlar yerilmezler.
31 Okunuş
Famanib taghaa waraaa'a zaalika fa ulaaa'ika humul 'aadoon
Arapça
فَمَنِ ٱبْتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْعَادُونَ
Meal (anlam)
Bu sınırları aşmak isteyenler, işte onlar, aşırı gidenlerdir.
32 Okunuş
Wallazeena hum li amaa naatihim wa 'ahdihim raa'oon
Arapça
وَٱلَّذِينَ هُمْ لِأَمَٰنَٰتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَٰعُونَ
Meal (anlam)
Emanetlerini ve sözlerini yerine getirenler,
33 Okunuş
Wallazeena hum bishahaadaatihim qaaa'imoon
Arapça
وَٱلَّذِينَ هُم بِشَهَٰدَٰتِهِمْ قَآئِمُونَ
Meal (anlam)
Şahidliklerini gereği gibi yapanlar,
34 Okunuş
Wallazeena hum 'alaa salaatihim yuhaafizoon
Arapça
وَٱلَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ
Meal (anlam)
Namazlarına riayet edenler,
35 Okunuş
Ulaaa'ika fee jannaatim mukramoon
Arapça
أُو۟لَٰٓئِكَ فِى جَنَّٰتٍۢ مُّكْرَمُونَ
Meal (anlam)
İşte onlar, cennetlerde ikram olunacak kimselerdir.
36 Okunuş
Famaa lil lazeena kafaroo qibalaka muhti'een
Arapça
فَمَالِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ قِبَلَكَ مُهْطِعِينَ
Meal (anlam)
İnkar edenlere ne oluyor, sana doğru sağdan soldan topluluklar halinde koşuşuyorlar?
37 Okunuş
'Anil yameeni wa 'anish shimaali 'izeen
Arapça
عَنِ ٱلْيَمِينِ وَعَنِ ٱلشِّمَالِ عِزِينَ
Meal (anlam)
İnkar edenlere ne oluyor, sana doğru sağdan soldan topluluklar halinde koşuşuyorlar?
38 Okunuş
Ayatma'u kullum ri'im minhum anyyudkhala jannata Na'eem
Arapça
أَيَطْمَعُ كُلُّ ٱمْرِئٍۢ مِّنْهُمْ أَن يُدْخَلَ جَنَّةَ نَعِيمٍۢ
Meal (anlam)
Onlardan herbiri nimet bahçesine konulacağını mı umuyor?
39 Okunuş
Kallaaa innaa khalaq nahum mimmaa ya'lamoon
Arapça
كَلَّآ ۖ إِنَّا خَلَقْنَٰهُم مِّمَّا يَعْلَمُونَ
Meal (anlam)
Hayır; doğrusu onları kendilerinin de bildikleri şeyden yaratmışızdır.
40 Okunuş
Falaaa uqsimu bi Rabbil mashaariqi wal maghaaribi innaa laqaadiroon
Arapça
فَلَآ أُقْسِمُ بِرَبِّ ٱلْمَشَٰرِقِ وَٱلْمَغَٰرِبِ إِنَّا لَقَٰدِرُونَ
Meal (anlam)
Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, onların yerine daha iyilerini getirmeğe Bizim gücümüz yeter ve kimse de önümüze geçemez.
41 Okunuş
'Alaaa an nubaddila khairam minhum wa maa Nahnu bimasbooqeen
Arapça
عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ خَيْرًۭا مِّنْهُمْ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ
Meal (anlam)
Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, onların yerine daha iyilerini getirmeğe Bizim gücümüz yeter ve kimse de önümüze geçemez.
42 Okunuş
Fazarhum yakhoodoo wa yal'aboo hattaa yulaaqoo yaw mahumul lazee yoo'adoon
Arapça
فَذَرْهُمْ يَخُوضُوا۟ وَيَلْعَبُوا۟ حَتَّىٰ يُلَٰقُوا۟ يَوْمَهُمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ
Meal (anlam)
Onları bırak; kendilerine söz verilen güne kavuşmalarına kadar dalıp oynasınlar.
43 Okunuş
Yawma yakhrujoona minal ajdaasi siraa'an ka anna hum ilaa nusubiny yoofidoon
Arapça
يَوْمَ يَخْرُجُونَ مِنَ ٱلْأَجْدَاثِ سِرَاعًۭا كَأَنَّهُمْ إِلَىٰ نُصُبٍۢ يُوفِضُونَ
Meal (anlam)
Kabirlerden çabuk çabuk çıkacakları gün, gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak sanki dikili taşlara doğru koşarlar. İşte bu, onlara söz verilmiş olan gündür.
44 Okunuş
Khaashi'atan absaaruhum tarhaquhum zillah; zaalikal yawmul lazee kaanoo yoo'adoon
Arapça
خَٰشِعَةً أَبْصَٰرُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌۭ ۚ ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلَّذِى كَانُوا۟ يُوعَدُونَ
Meal (anlam)
Kabirlerden çabuk çabuk çıkacakları gün, gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak sanki dikili taşlara doğru koşarlar. İşte bu, onlara söz verilmiş olan gündür.
Kırıkkale Plus

Kırıkkale'nin dijital süper uygulaması

Soru ve Görüşleriniz için info@kirikkaleplus.com