Namaz Vakitleri

Kuran-ı Kerim Oku

Arapça metin, okunuş ve Türkçe meal · 114 sure · 6236 ayet

سُورَةُ المُدَّثِّرِ

74. Müddessir Suresi

56 ayet Mekke
1 Okunuş
Yaaa ayyuhal muddassir
Arapça
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمُدَّثِّرُ
Meal (anlam)
Ey örtüye bürünen!
2 Okunuş
Qum fa anzir
Arapça
قُمْ فَأَنذِرْ
Meal (anlam)
Kalk da uyar.
3 Okunuş
Wa rabbaka fakabbir
Arapça
وَرَبَّكَ فَكَبِّرْ
Meal (anlam)
Rabbini yücelt.
4 Okunuş
Wa siyaabaka fatahhir
Arapça
وَثِيَابَكَ فَطَهِّرْ
Meal (anlam)
Giydiklerini temiz tut.
5 Okunuş
Warrujza fahjur
Arapça
وَٱلرُّجْزَ فَٱهْجُرْ
Meal (anlam)
Kötü şeyleri terke devam et.
6 Okunuş
Wa laa tamnun tastaksir
Arapça
وَلَا تَمْنُن تَسْتَكْثِرُ
Meal (anlam)
Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma.
7 Okunuş
Wa li Rabbika fasbir
Arapça
وَلِرَبِّكَ فَٱصْبِرْ
Meal (anlam)
Rabbin için sabret.
8 Okunuş
Fa izaa nuqira fin naaqoor
Arapça
فَإِذَا نُقِرَ فِى ٱلنَّاقُورِ
Meal (anlam)
Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür.
9 Okunuş
Fazaalika yawma 'iziny yawmun 'aseer
Arapça
فَذَٰلِكَ يَوْمَئِذٍۢ يَوْمٌ عَسِيرٌ
Meal (anlam)
Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür.
10 Okunuş
'Alal kaafireena ghayru yaseer
Arapça
عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ غَيْرُ يَسِيرٍۢ
Meal (anlam)
Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür.
11 Okunuş
Zamee wa man khalaqtu waheedaa
Arapça
ذَرْنِى وَمَنْ خَلَقْتُ وَحِيدًۭا
Meal (anlam)
Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.
12 Okunuş
Wa ja'altu lahoo maalam mamdoodaa
Arapça
وَجَعَلْتُ لَهُۥ مَالًۭا مَّمْدُودًۭا
Meal (anlam)
Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.
13 Okunuş
Wa baneena shuhoodaa
Arapça
وَبَنِينَ شُهُودًۭا
Meal (anlam)
Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.
14 Okunuş
Wa mahhattu lahoo tamheeda
Arapça
وَمَهَّدتُّ لَهُۥ تَمْهِيدًۭا
Meal (anlam)
Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.
15 Okunuş
Summa yat ma'u an azeed
Arapça
ثُمَّ يَطْمَعُ أَنْ أَزِيدَ
Meal (anlam)
Bir de verdiğim nimetten artırmamı umar;
16 Okunuş
Kallaaa innahoo kaana li Aayaatinaa 'aneedaa
Arapça
كَلَّآ ۖ إِنَّهُۥ كَانَ لِءَايَٰتِنَا عَنِيدًۭا
Meal (anlam)
Hayır; hayır; çünkü o, Bizim ayetlerimize karşı son derece inatçıdır.
17 Okunuş
Sa urhiquhoo sa'oodaa
Arapça
سَأُرْهِقُهُۥ صَعُودًا
Meal (anlam)
Onu sarp bir yokuşa sardıracağım.
18 Okunuş
Innahoo fakkara wa qaddar
Arapça
إِنَّهُۥ فَكَّرَ وَقَدَّرَ
Meal (anlam)
Çünkü o, düşündü, ölçtü biçti;
19 Okunuş
Faqutila kayfa qaddar
Arapça
فَقُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ
Meal (anlam)
Canı çıkası, ne biçim ölçüp biçti!
20 Okunuş
Summa qutila kaifa qaddar
Arapça
ثُمَّ قُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ
Meal (anlam)
Canı çıkası; sonra yine ne biçim ölçüp biçti!
21 Okunuş
Summa nazar
Arapça
ثُمَّ نَظَرَ
Meal (anlam)
Sonra baktı;
22 Okunuş
Summa 'abasa wa basar
Arapça
ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ
Meal (anlam)
Sonra kaşlarını çattı, suratını aştı;
23 Okunuş
Summaa adbara wastakbar
Arapça
ثُمَّ أَدْبَرَ وَٱسْتَكْبَرَ
Meal (anlam)
Sonra da sırt çevirip büyüklük tasladı.
24 Okunuş
Faqaala in haazaaa illaa sihruny yu'sar
Arapça
فَقَالَ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌۭ يُؤْثَرُ
Meal (anlam)
"Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi.
25 Okunuş
In haazaaa illaa qawlul bashar
Arapça
إِنْ هَٰذَآ إِلَّا قَوْلُ ٱلْبَشَرِ
Meal (anlam)
"Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi.
26 Okunuş
Sa usleehi saqar
Arapça
سَأُصْلِيهِ سَقَرَ
Meal (anlam)
İşte bu adamı yakıcı bir ateşe yaslayacağım.
27 Okunuş
Wa maaa adraaka maa saqar
Arapça
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سَقَرُ
Meal (anlam)
Yakıcı ateşin ne olduğunu sen nerden bilirsin?
28 Okunuş
Laa tubqee wa laa tazar
Arapça
لَا تُبْقِى وَلَا تَذَرُ
Meal (anlam)
O, ne geri bırakır ne de azabdan vazgeçer.
29 Okunuş
Lawwaahatul lilbashar
Arapça
لَوَّاحَةٌۭ لِّلْبَشَرِ
Meal (anlam)
İnsanın derisini kavurur;
30 Okunuş
'Alaihaa tis'ata 'ashar
Arapça
عَلَيْهَا تِسْعَةَ عَشَرَ
Meal (anlam)
Orada ondokuz bekçi vardır.
31 Okunuş
Wa maaja''alnaaa As haaban naari illaa malaaa 'ikatanw wa maa ja'alnaa 'iddatahum illaa fitnatal lillazeena kafaroo liyastayqinal lazeena ootul kitaaba wa yazdaadal lazeena aamanooo eemaananw wa laa yartaabal lazeena ootul kitaaba walmu'minoona wa liyaqoolal lazeena fee quloo bihim maradunw walkaafiroona maazaaa araadal laahu bihaazaa masalaa; kazaalika yudillul laahu many yashaaa'u wa yahdee many yashaaa'; wa maa ya'lamu junooda rabbika illaa hoo; wa maa hiya illaa zikraa lil bashar
Arapça
وَمَا جَعَلْنَآ أَصْحَٰبَ ٱلنَّارِ إِلَّا مَلَٰٓئِكَةًۭ ۙ وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ إِلَّا فِتْنَةًۭ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِيَسْتَيْقِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ وَيَزْدَادَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِيمَٰنًۭا ۙ وَلَا يَرْتَابَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۙ وَلِيَقُولَ ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌۭ وَٱلْكَٰفِرُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَٰذَا مَثَلًۭا ۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ ۚ وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَ ۚ وَمَا هِىَ إِلَّا ذِكْرَىٰ لِلْبَشَرِ
Meal (anlam)
Cehennemin bekçilerini yalnız meleklerden kılmışızdır. Sayılarını bildirmekle de, ancak inkar edenlerin denenmesini ve kendilerine kitap verilenlerin kesin bilgi edinmesini ve inananların da imanlarının artmasını sağladık. Kendilerine kitap verilenler ve inananlar şüpheye düşmesinler. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve inkarcılar: "Allah bu misalle neyi muradetti?" desinler. İşte Allah, böylece, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu, insanoğluna bir öğütten ibarettir.
32 Okunuş
Kallaa walqamar
Arapça
كَلَّا وَٱلْقَمَرِ
Meal (anlam)
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
33 Okunuş
Wallaili adbar
Arapça
وَٱلَّيْلِ إِذْ أَدْبَرَ
Meal (anlam)
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
34 Okunuş
Wassub hi izaaa asfar
Arapça
وَٱلصُّبْحِ إِذَآ أَسْفَرَ
Meal (anlam)
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
35 Okunuş
Innahaa la ihdal kubar
Arapça
إِنَّهَا لَإِحْدَى ٱلْكُبَرِ
Meal (anlam)
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
36 Okunuş
Nazeeral lilbashar
Arapça
نَذِيرًۭا لِّلْبَشَرِ
Meal (anlam)
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
37 Okunuş
Liman shaaa'a minkum any yataqaddama aw yata akhkhar
Arapça
لِمَن شَآءَ مِنكُمْ أَن يَتَقَدَّمَ أَوْ يَتَأَخَّرَ
Meal (anlam)
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
38 Okunuş
Kullu nafsim bim kasabat raheenah
Arapça
كُلُّ نَفْسٍۭ بِمَا كَسَبَتْ رَهِينَةٌ
Meal (anlam)
Herkes kazancına bağlı bir rehindir;
39 Okunuş
Illaaa as haabal yameen
Arapça
إِلَّآ أَصْحَٰبَ ٱلْيَمِينِ
Meal (anlam)
Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.
40 Okunuş
Fee jannaatiny yata saaa'aloon
Arapça
فِى جَنَّٰتٍۢ يَتَسَآءَلُونَ
Meal (anlam)
Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.
41 Okunuş
'Anil mujrimeen
Arapça
عَنِ ٱلْمُجْرِمِينَ
Meal (anlam)
Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.
42 Okunuş
Maa salakakum fee saqar
Arapça
مَا سَلَكَكُمْ فِى سَقَرَ
Meal (anlam)
Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.
43 Okunuş
Qaaloo lam naku minal musalleen
Arapça
قَالُوا۟ لَمْ نَكُ مِنَ ٱلْمُصَلِّينَ
Meal (anlam)
Onlar derler ki: "Namaz kılanlardan değildik."
44 Okunuş
Wa lam naku nut'imul miskeen
Arapça
وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ ٱلْمِسْكِينَ
Meal (anlam)
"Düşkün kimseyi doyurmuyorduk."
45 Okunuş
Wa kunnaa nakhoodu ma'al khaaa'ideen
Arapça
وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ ٱلْخَآئِضِينَ
Meal (anlam)
"Batıla dalanlarla biz de dalardık."
46 Okunuş
Wa kunnaa nukazzibu bi yawmid Deen
Arapça
وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ
Meal (anlam)
"Ceza gününü yalanlardık."
47 Okunuş
Hattaaa ataanal yaqeen
Arapça
حَتَّىٰٓ أَتَىٰنَا ٱلْيَقِينُ
Meal (anlam)
"Ölüm bize o haldeyken geldi."
48 Okunuş
Famaa tanfa'uhum shafaa'atush shaafi'een
Arapça
فَمَا تَنفَعُهُمْ شَفَٰعَةُ ٱلشَّٰفِعِينَ
Meal (anlam)
Artık onlara, şefaatçilerin şefaati fayda vermez.
49 Okunuş
Famaa lahum 'anittazkirati mu'rideen
Arapça
فَمَا لَهُمْ عَنِ ٱلتَّذْكِرَةِ مُعْرِضِينَ
Meal (anlam)
Öyleyken, bunlara ne oluyor ki öğütten yüz çeviriyorlar?
50 Okunuş
Ka annahum humurum mustanfirah
Arapça
كَأَنَّهُمْ حُمُرٌۭ مُّسْتَنفِرَةٌۭ
Meal (anlam)
Aslandan ürkerek kaçan yabani merkeplere benzerler.
51 Okunuş
Farrat min qaswarah
Arapça
فَرَّتْ مِن قَسْوَرَةٍۭ
Meal (anlam)
Aslandan ürkerek kaçan yabani merkeplere benzerler.
52 Okunuş
Bal yureedu kullum ri'im minhum any yu'taa suhufam munashsharah
Arapça
بَلْ يُرِيدُ كُلُّ ٱمْرِئٍۢ مِّنْهُمْ أَن يُؤْتَىٰ صُحُفًۭا مُّنَشَّرَةًۭ
Meal (anlam)
Hayır; her biri önüne açılıvermiş sahifeler verilmesini ister.
53 Okunuş
Kallaa bal laa yakhaafoonal aakhirah
Arapça
كَلَّا ۖ بَل لَّا يَخَافُونَ ٱلْءَاخِرَةَ
Meal (anlam)
Hayır; daha doğrusu ahiretten korkmazlar.
54 Okunuş
Kallaaa innahoo tazkirah
Arapça
كَلَّآ إِنَّهُۥ تَذْكِرَةٌۭ
Meal (anlam)
Hayır; şüphesiz bu Kuran bir öğüttür.
55 Okunuş
Fa man shaaa'a zakarah
Arapça
فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ
Meal (anlam)
Dileyen kimse öğüt alır.
56 Okunuş
Wa maa yazkuroona illaaa any yashaaa'al laah; Huwa ahlut taqwaa wa ahlul maghfirah
Arapça
وَمَا يَذْكُرُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ ۚ هُوَ أَهْلُ ٱلتَّقْوَىٰ وَأَهْلُ ٱلْمَغْفِرَةِ
Meal (anlam)
Allah dilemeksizin öğüt alamazlar. O, kendisinden korkulmaya daha layıktır ve bağışlamaya daha ehildir.
Kırıkkale Plus

Kırıkkale'nin dijital süper uygulaması

Soru ve Görüşleriniz için info@kirikkaleplus.com