Namaz Vakitleri

Kuran-ı Kerim Oku

Arapça metin, okunuş ve Türkçe meal · 114 sure · 6236 ayet

سُورَةُ القَلَمِ

68. Kalem Suresi

52 ayet Mekke
1 Okunuş
Noon; walqalami wa maa yasturoon
Arapça
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ نٓ ۚ وَٱلْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَ
Meal (anlam)
Nun; kalem ve onunla yazılanlara and olsun ki, sen Rabbinin nimetine uğramış bir kimsesin, deli (cinlenmiş) değilsin.
2 Okunuş
Maa anta bini'mati Rabbika bimajnoon
Arapça
مَآ أَنتَ بِنِعْمَةِ رَبِّكَ بِمَجْنُونٍۢ
Meal (anlam)
Nun; kalem ve onunla yazılanlara and olsun ki, sen Rabbinin nimetine uğramış bir kimsesin, deli (cinlenmiş) değilsin.
3 Okunuş
Wa inna laka la ajran ghaira mamnoon
Arapça
وَإِنَّ لَكَ لَأَجْرًا غَيْرَ مَمْنُونٍۢ
Meal (anlam)
Doğrusu sana kesintisiz bir ecir vardır.
4 Okunuş
Wa innaka la'alaa khuluqin 'azeem
Arapça
وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍۢ
Meal (anlam)
Şüphesiz sen büyük bir ahlaka sahipsindir.
5 Okunuş
Fasatubsiru wa yubsiroon
Arapça
فَسَتُبْصِرُ وَيُبْصِرُونَ
Meal (anlam)
Hanginizin aklından zoru olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.
6 Okunuş
Bi ayyikumul maftoon
Arapça
بِأَييِّكُمُ ٱلْمَفْتُونُ
Meal (anlam)
Hanginizin aklından zoru olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.
7 Okunuş
Innaa Rabbaka Huwa a'lamu biman dalla 'an sabeelihee wa Huwa a'lamu bilmuhtadeen
Arapça
إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِٱلْمُهْتَدِينَ
Meal (anlam)
Doğrusu senin Rabbin, yolundan sapıtanları çok iyi bilir; O, doğru yolda olanları da çok iyi bilir.
8 Okunuş
Falaa tuti'il mukazzibeen
Arapça
فَلَا تُطِعِ ٱلْمُكَذِّبِينَ
Meal (anlam)
Bundan böyle, yalanlayanlara itaat etme;
9 Okunuş
Waddoo law tudhinu fa-yudhinoon
Arapça
وَدُّوا۟ لَوْ تُدْهِنُ فَيُدْهِنُونَ
Meal (anlam)
(Onlar sana indirilen ayetlerden beğenmediklerini bırakman suretiyle senin) kendilerine yumuşak davranmanı isterler; böyle yapsan, onlar da seni över, yumuşak davranırlar.
10 Okunuş
Wa laa tuti' kulla hallaa fim maheen
Arapça
وَلَا تُطِعْ كُلَّ حَلَّافٍۢ مَّهِينٍ
Meal (anlam)
Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.
11 Okunuş
Hammaazim mash shaaa'im binameem
Arapça
هَمَّازٍۢ مَّشَّآءٍۭ بِنَمِيمٍۢ
Meal (anlam)
Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.
12 Okunuş
Mannaa'il lilkhairi mu'tadin aseem
Arapça
مَّنَّاعٍۢ لِّلْخَيْرِ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ
Meal (anlam)
Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.
13 Okunuş
'Utullim ba'da zaalika zaneem
Arapça
عُتُلٍّۭ بَعْدَ ذَٰلِكَ زَنِيمٍ
Meal (anlam)
Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.
14 Okunuş
An kaana zaa maalinw-wa baneen
Arapça
أَن كَانَ ذَا مَالٍۢ وَبَنِينَ
Meal (anlam)
Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.
15 Okunuş
Izaa tutlaa 'alaihi aayaatunaa qaala asaateerul awwaleen
Arapça
إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَٰتُنَا قَالَ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ
Meal (anlam)
Ayetlerimiz ona okunduğu zaman: "Öncekilerin masalları" der.
16 Okunuş
Sanasimuhoo 'alal khurtoom
Arapça
سَنَسِمُهُۥ عَلَى ٱلْخُرْطُومِ
Meal (anlam)
Onun havada olan burnunu yakında yere sürteceğiz.
17 Okunuş
Innaa balawnaahum kamaa balawnaaa As-haabal jannati iz 'aqsamoo la-yasri munnahaa musbiheen
Arapça
إِنَّا بَلَوْنَٰهُمْ كَمَا بَلَوْنَآ أَصْحَٰبَ ٱلْجَنَّةِ إِذْ أَقْسَمُوا۟ لَيَصْرِمُنَّهَا مُصْبِحِينَ
Meal (anlam)
Biz bunları, vaktiyle bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahçeyi devşireceklerine bir istisna payı bırakmaksızın yemin etmişlerdi.
18 Okunuş
Wa laa yastasnoon
Arapça
وَلَا يَسْتَثْنُونَ
Meal (anlam)
Biz bunları, vaktiyle bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahçeyi devşireceklerine bir istisna payı bırakmaksızın yemin etmişlerdi.
19 Okunuş
Fataafa 'alaihaa taaa'i fum mir rabbika wa hum naaa'imoon
Arapça
فَطَافَ عَلَيْهَا طَآئِفٌۭ مِّن رَّبِّكَ وَهُمْ نَآئِمُونَ
Meal (anlam)
Ama onlar daha uykudayken Rabbinin katından gönderilen bir salgın o bahçeyi sarıvermişti de bahçe kapkara kesilmişti.
20 Okunuş
Fa asbahat kassareem
Arapça
فَأَصْبَحَتْ كَٱلصَّرِيمِ
Meal (anlam)
Ama onlar daha uykudayken Rabbinin katından gönderilen bir salgın o bahçeyi sarıvermişti de bahçe kapkara kesilmişti.
21 Okunuş
Fatanaadaw musbiheen
Arapça
فَتَنَادَوْا۟ مُصْبِحِينَ
Meal (anlam)
Sabah erken: "Ürünlerinizi devşirecekseniz erken çıkın" diye birbirlerine seslendiler.
22 Okunuş
Anighdoo 'alaa harsikum in kuntum saarimeen
Arapça
أَنِ ٱغْدُوا۟ عَلَىٰ حَرْثِكُمْ إِن كُنتُمْ صَٰرِمِينَ
Meal (anlam)
Sabah erken: "Ürünlerinizi devşirecekseniz erken çıkın" diye birbirlerine seslendiler.
23 Okunuş
Fantalaqoo wa hum yatakhaafatoon
Arapça
فَٱنطَلَقُوا۟ وَهُمْ يَتَخَٰفَتُونَ
Meal (anlam)
"Bugün orada, hiçbir düşkün kimse yanımıza sokulmasın" diye gizli gizli konuşarak yürüyorlardı.
24 Okunuş
Al laa yadkhulannahal yawma 'alaikum miskeen
Arapça
أَن لَّا يَدْخُلَنَّهَا ٱلْيَوْمَ عَلَيْكُم مِّسْكِينٌۭ
Meal (anlam)
"Bugün orada, hiçbir düşkün kimse yanımıza sokulmasın" diye gizli gizli konuşarak yürüyorlardı.
25 Okunuş
Wa ghadaw 'alaa hardin qaadireen
Arapça
وَغَدَوْا۟ عَلَىٰ حَرْدٍۢ قَٰدِرِينَ
Meal (anlam)
Yoksullara yardım etmeye güçleri yeterken böyle konuşarak erkenden gittiler.
26 Okunuş
Falammaa ra awhaa qaalooo innaa ladaaalloon
Arapça
فَلَمَّا رَأَوْهَا قَالُوٓا۟ إِنَّا لَضَآلُّونَ
Meal (anlam)
Bahçeyi gördüklerinde: "Herhalde yolumuzu şaşırmış olacağız; belki de biz yoksun bırakıldık" dediler.
27 Okunuş
Bal nahnu mahroomoon
Arapça
بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ
Meal (anlam)
Bahçeyi gördüklerinde: "Herhalde yolumuzu şaşırmış olacağız; belki de biz yoksun bırakıldık" dediler.
28 Okunuş
Qaala awsatuhum alam aqul lakum law laa tusabbihoon
Arapça
قَالَ أَوْسَطُهُمْ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ لَوْلَا تُسَبِّحُونَ
Meal (anlam)
Ortancaları: "Ben size Allah'ı anmanız gerekmez mi, dememiş miydim?" dedi.
29 Okunuş
Qaaloo subhaana rabbinaaa innaa kunnaa zaalimeen
Arapça
قَالُوا۟ سُبْحَٰنَ رَبِّنَآ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ
Meal (anlam)
"Rabbimizi tenzih ederiz; doğrusu biz yazık etmiştik" dediler.
30 Okunuş
Fa aqbala ba'duhum 'alaa ba'diny yatalaawamoon
Arapça
فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍۢ يَتَلَٰوَمُونَ
Meal (anlam)
Birbirlerini yermeye başladılar.
31 Okunuş
Qaaloo yaa wailanaaa innaa kunnaa taagheen
Arapça
قَالُوا۟ يَٰوَيْلَنَآ إِنَّا كُنَّا طَٰغِينَ
Meal (anlam)
Sonra şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize; doğrusu azgınlık edenlerdendik."
32 Okunuş
'Asaa rabbunaaa any yubdilanaa khairam minhaaa innaaa ilaa rabbinaa raaghiboon
Arapça
عَسَىٰ رَبُّنَآ أَن يُبْدِلَنَا خَيْرًۭا مِّنْهَآ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا رَٰغِبُونَ
Meal (anlam)
"Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir; doğrusu artık, Rabbimizden dilemekteyiz."
33 Okunuş
Kazaalikal azaab, wa la'azaabul aakhirati akbar; law kaanoo ya'lamoon
Arapça
كَذَٰلِكَ ٱلْعَذَابُ ۖ وَلَعَذَابُ ٱلْءَاخِرَةِ أَكْبَرُ ۚ لَوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ
Meal (anlam)
İşte azap böyledir; ama ahiret azabı daha büyüktür; keşke bilseler!
34 Okunuş
Inna lilmuttaqeena 'inda rabbihim jannaatin na'eem
Arapça
إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ
Meal (anlam)
Allah'a karşı gelmekten sakınanlara, Rableri katında nimet cennetleri vardır.
35 Okunuş
Afanaj'alul muslimeena kalmujrimeen
Arapça
أَفَنَجْعَلُ ٱلْمُسْلِمِينَ كَٱلْمُجْرِمِينَ
Meal (anlam)
Kendilerini Allah'a vermiş olanları hiç suçlular gibi tutar mıyız?
36 Okunuş
Maa lakum kaifa tahhkumoon
Arapça
مَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ
Meal (anlam)
Ne oluyorsunuz? Ne biçim hükmediyorsunuz?
37 Okunuş
Am lakum kitaabun feehi tadrusoon
Arapça
أَمْ لَكُمْ كِتَٰبٌۭ فِيهِ تَدْرُسُونَ
Meal (anlam)
Yoksa okuduğunuz bir kitabınız mı var?
38 Okunuş
Inna lakum feehi lamaa takhaiyaroon
Arapça
إِنَّ لَكُمْ فِيهِ لَمَا تَخَيَّرُونَ
Meal (anlam)
Seçtikleriniz herhalde orada olacaktır.
39 Okunuş
Am lakum aymaanun 'alainaa baalighatun ilaa yawmil qiyaamati inna lakum lamaa tahkumoon
Arapça
أَمْ لَكُمْ أَيْمَٰنٌ عَلَيْنَا بَٰلِغَةٌ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ ۙ إِنَّ لَكُمْ لَمَا تَحْكُمُونَ
Meal (anlam)
Yoksa aleyhimizde, kıyamet gününe kadar süregidecek ahidleriniz mi var ki, kendinize hükmettikleriniz sizin olacaktır?
40 Okunuş
Salhum ayyuhum bizaa lika za'eem
Arapça
سَلْهُمْ أَيُّهُم بِذَٰلِكَ زَعِيمٌ
Meal (anlam)
Sor onlara: "Bunu kim üzerine alır?"
41 Okunuş
Am lahum shurakaaa'u falyaatoo bishurakaaa 'ihim in kaanoo saadiqeen
Arapça
أَمْ لَهُمْ شُرَكَآءُ فَلْيَأْتُوا۟ بِشُرَكَآئِهِمْ إِن كَانُوا۟ صَٰدِقِينَ
Meal (anlam)
Yoksa onların ortakları mı vardır? Doğru sözlü iseler ortaklarını getirsinler.
42 Okunuş
Yawma yukshafu 'am saaqinw wa yud'awna ilas sujoodi falaa yastatee'oon
Arapça
يَوْمَ يُكْشَفُ عَن سَاقٍۢ وَيُدْعَوْنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ
Meal (anlam)
O gün işin dehşetinden baldırlar açılır; gözleri dönmüş olarak yüzlerini zillet bürür; secdeye çağırılırlar ama buna güçleri yetmez. Oysa, kendileri sapasağlam oldukları zaman secdeye çağırılmışlardı.
43 Okunuş
Khaashi'atan absaaruhum tarhaquhum zillatunw wa qad kaanoo yud'awna ilassujoodi wa hum saalimoon
Arapça
خَٰشِعَةً أَبْصَٰرُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌۭ ۖ وَقَدْ كَانُوا۟ يُدْعَوْنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ وَهُمْ سَٰلِمُونَ
Meal (anlam)
O gün işin dehşetinden baldırlar açılır; gözleri dönmüş olarak yüzlerini zillet bürür; secdeye çağırılırlar ama buna güçleri yetmez. Oysa, kendileri sapasağlam oldukları zaman secdeye çağırılmışlardı.
44 Okunuş
Fazarnee wa many yukazzibu bihaazal hadeesi sanastad rijuhum min haisu laa ya'lamoon
Arapça
فَذَرْنِى وَمَن يُكَذِّبُ بِهَٰذَا ٱلْحَدِيثِ ۖ سَنَسْتَدْرِجُهُم مِّنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَ
Meal (anlam)
Kuran'ı yalanlayanları Bana bırak; Biz onları bilmedikleri yerden yavaş yavaş azaba yaklaştıracağız.
45 Okunuş
Wa umlee lahum; inna kaidee mateen
Arapça
وَأُمْلِى لَهُمْ ۚ إِنَّ كَيْدِى مَتِينٌ
Meal (anlam)
Onlara mehil veriyorum; doğrusu Benim tuzağım sağlamdır.
46 Okunuş
Am tas'aluhum ajran fahum mim maghramim musqaloon
Arapça
أَمْ تَسْـَٔلُهُمْ أَجْرًۭا فَهُم مِّن مَّغْرَمٍۢ مُّثْقَلُونَ
Meal (anlam)
Yoksa, sen onlardan ücret istiyorsun da, ağır bir borç altında mı kalıyorlar? Elbette hayır.
47 Okunuş
Am 'indahumul ghaibu fahum yaktuboon
Arapça
أَمْ عِندَهُمُ ٱلْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُونَ
Meal (anlam)
Yoksa, gaybın bilgisi kendilerinin katında da onlar mı yazıyorlar?
48 Okunuş
Fasbir lihkmi rabbika wa laa takun kasaahibil boot; iz naadaa wa huwa makzoom
Arapça
فَٱصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تَكُن كَصَاحِبِ ٱلْحُوتِ إِذْ نَادَىٰ وَهُوَ مَكْظُومٌۭ
Meal (anlam)
Sen Rabbinin hükmüne kadar sabret; balık sahibi (Yunus) gibi olma, o, pek üzgün olarak Rabbine seslenmişti.
49 Okunuş
Law laaa an tadaara kahoo ni'matum mir rabbihee lanubiza bil'araaa'i wa huwa mazmoom
Arapça
لَّوْلَآ أَن تَدَٰرَكَهُۥ نِعْمَةٌۭ مِّن رَّبِّهِۦ لَنُبِذَ بِٱلْعَرَآءِ وَهُوَ مَذْمُومٌۭ
Meal (anlam)
Rabbinin katından ona bir nimet ulaşmasaydı, kınanmış olarak sahile atılacaktı.
50 Okunuş
Fajtabaahu rabbuhoo faja'alahoo minas saaliheen
Arapça
فَٱجْتَبَٰهُ رَبُّهُۥ فَجَعَلَهُۥ مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ
Meal (anlam)
Rabbi onu seçip iyilerden kıldı. Doğrusu inkar edenler, Kuran'ı dinlediklerinde nerdeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi. "O delidir" diyorlardı.
51 Okunuş
Wa iny-yakaadul lazeena kafaroo la-yuzliqoonaka biabsaarihim lammaa saml'uz-Zikra wa yaqooloona innahoo lamajnoon
Arapça
وَإِن يَكَادُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَيُزْلِقُونَكَ بِأَبْصَٰرِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا۟ ٱلذِّكْرَ وَيَقُولُونَ إِنَّهُۥ لَمَجْنُونٌۭ
Meal (anlam)
Rabbi onu seçip iyilerden kıldı. Doğrusu inkar edenler, Kuran'ı dinlediklerinde nerdeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi. "O delidir" diyorlardı.
52 Okunuş
Wa maa huwa illaa zikrul lil'aalameen
Arapça
وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكْرٌۭ لِّلْعَٰلَمِينَ
Meal (anlam)
Oysa Kuran, alemler için bir öğütten başka bir şey değildir.
Kırıkkale Plus

Kırıkkale'nin dijital süper uygulaması

Soru ve Görüşleriniz için info@kirikkaleplus.com