Namaz Vakitleri

Kuran-ı Kerim Oku

Arapça metin, okunuş ve Türkçe meal · 114 sure · 6236 ayet

سُورَةُ الوَاقِعَةِ

56. Vâkıa Suresi

96 ayet Mekke
1 Okunuş
Izaa waqa'atil waaqi'ah
Arapça
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ إِذَا وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ
Meal (anlam)
Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.
2 Okunuş
Laisa liwaq'atihaa kaazibah
Arapça
لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ
Meal (anlam)
Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.
3 Okunuş
Khafidatur raafi'ah
Arapça
خَافِضَةٌۭ رَّافِعَةٌ
Meal (anlam)
Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.
4 Okunuş
Izaa rujjatil ardu rajjaa
Arapça
إِذَا رُجَّتِ ٱلْأَرْضُ رَجًّۭا
Meal (anlam)
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.
5 Okunuş
Wa bussatil jibaalu bassaa
Arapça
وَبُسَّتِ ٱلْجِبَالُ بَسًّۭا
Meal (anlam)
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.
6 Okunuş
Fakaanat habaaa'am mumbassaa
Arapça
فَكَانَتْ هَبَآءًۭ مُّنۢبَثًّۭا
Meal (anlam)
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.
7 Okunuş
Wa kuntum azwaajan salaasah
Arapça
وَكُنتُمْ أَزْوَٰجًۭا ثَلَٰثَةًۭ
Meal (anlam)
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.
8 Okunuş
Fa as haabul maimanati maaa as haabul maimanah
Arapça
فَأَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ
Meal (anlam)
İyi işler işlediklerini belirtmek için, amel defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!
9 Okunuş
Wa as haabul mash'amati maaa as haabul mash'amah
Arapça
وَأَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ
Meal (anlam)
Kötülük işlediklerini belirtmek üzere, amel defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!
10 Okunuş
Wassaabiqoonas saabiqoon
Arapça
وَٱلسَّٰبِقُونَ ٱلسَّٰبِقُونَ
Meal (anlam)
İyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır.
11 Okunuş
Ulaaa'ikal muqarraboon
Arapça
أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلْمُقَرَّبُونَ
Meal (anlam)
Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.
12 Okunuş
Fee Jannaatin Na'eem
Arapça
فِى جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ
Meal (anlam)
Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.
13 Okunuş
Sullatum minal awwaleen
Arapça
ثُلَّةٌۭ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ
Meal (anlam)
Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
14 Okunuş
Wa qaleelum minal aa khireen
Arapça
وَقَلِيلٌۭ مِّنَ ٱلْءَاخِرِينَ
Meal (anlam)
Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
15 Okunuş
'Alaa sururim mawdoonah
Arapça
عَلَىٰ سُرُرٍۢ مَّوْضُونَةٍۢ
Meal (anlam)
Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.
16 Okunuş
Muttaki'eena 'alaihaa mutaqabileen
Arapça
مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيْهَا مُتَقَٰبِلِينَ
Meal (anlam)
Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.
17 Okunuş
Yatoofu 'alaihim wildaa num mukkhalladoon
Arapça
يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌۭ مُّخَلَّدُونَ
Meal (anlam)
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
18 Okunuş
Bi akwaabinw wa abaareeq, wa kaasim mim ma'een
Arapça
بِأَكْوَابٍۢ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍۢ مِّن مَّعِينٍۢ
Meal (anlam)
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
19 Okunuş
Laa yusadda'oona 'anhaa wa laa yunzifoon
Arapça
لَّا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنزِفُونَ
Meal (anlam)
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
20 Okunuş
Wa faakihatim mimmaa yatakhaiyaroon
Arapça
وَفَٰكِهَةٍۢ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ
Meal (anlam)
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
21 Okunuş
Wa lahmi tairim mimmaa yashtahoon
Arapça
وَلَحْمِ طَيْرٍۢ مِّمَّا يَشْتَهُونَ
Meal (anlam)
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
22 Okunuş
Wa hoorun'een
Arapça
وَحُورٌ عِينٌۭ
Meal (anlam)
İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.
23 Okunuş
Ka amsaalil lu'lu'il maknoon
Arapça
كَأَمْثَٰلِ ٱللُّؤْلُؤِ ٱلْمَكْنُونِ
Meal (anlam)
İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.
24 Okunuş
Jazaaa'am bimaa kaanoo ya'maloon
Arapça
جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
Meal (anlam)
İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.
25 Okunuş
Laa yasma'oona feehaa laghwanw wa laa taaseemaa
Arapça
لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًۭا وَلَا تَأْثِيمًا
Meal (anlam)
Sadece selama karşılık selam sözü işitirler.
26 Okunuş
Illaa qeelan salaaman salaamaa
Arapça
إِلَّا قِيلًۭا سَلَٰمًۭا سَلَٰمًۭا
Meal (anlam)
Defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!
27 Okunuş
Wa as haabul yameeni maaa as haabul Yameen
Arapça
وَأَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ
Meal (anlam)
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
28 Okunuş
Fee sidrim makhdood
Arapça
فِى سِدْرٍۢ مَّخْضُودٍۢ
Meal (anlam)
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
29 Okunuş
Wa talhim mandood
Arapça
وَطَلْحٍۢ مَّنضُودٍۢ
Meal (anlam)
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
30 Okunuş
Wa zillim mamdood
Arapça
وَظِلٍّۢ مَّمْدُودٍۢ
Meal (anlam)
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
31 Okunuş
Wa maaa'im maskoob
Arapça
وَمَآءٍۢ مَّسْكُوبٍۢ
Meal (anlam)
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
32 Okunuş
Wa faakihatin kaseerah
Arapça
وَفَٰكِهَةٍۢ كَثِيرَةٍۢ
Meal (anlam)
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
33 Okunuş
Laa maqtoo'atinw wa laa mamnoo'ah
Arapça
لَّا مَقْطُوعَةٍۢ وَلَا مَمْنُوعَةٍۢ
Meal (anlam)
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
34 Okunuş
Wa furushim marfoo'ah
Arapça
وَفُرُشٍۢ مَّرْفُوعَةٍ
Meal (anlam)
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
35 Okunuş
Innaaa anshaanaahunna inshaaa'aa
Arapça
إِنَّآ أَنشَأْنَٰهُنَّ إِنشَآءًۭ
Meal (anlam)
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
36 Okunuş
Faja'alnaahunna abkaaraa
Arapça
فَجَعَلْنَٰهُنَّ أَبْكَارًا
Meal (anlam)
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
37 Okunuş
'Uruban atraabaa
Arapça
عُرُبًا أَتْرَابًۭا
Meal (anlam)
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
38 Okunuş
Li as haabil yameen
Arapça
لِّأَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ
Meal (anlam)
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
39 Okunuş
Sullatum minal awwa leen
Arapça
ثُلَّةٌۭ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ
Meal (anlam)
Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
40 Okunuş
Wa sullatum minal aakhireen
Arapça
وَثُلَّةٌۭ مِّنَ ٱلْءَاخِرِينَ
Meal (anlam)
Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
41 Okunuş
Wa as haabush shimaali maaa as haabush shimaal
Arapça
وَأَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ
Meal (anlam)
Defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!
42 Okunuş
Fee samoominw wa hameem
Arapça
فِى سَمُومٍۢ وَحَمِيمٍۢ
Meal (anlam)
İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.
43 Okunuş
Wa zillim miny yahmoom
Arapça
وَظِلٍّۢ مِّن يَحْمُومٍۢ
Meal (anlam)
İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.
44 Okunuş
Laa baaridinw wa laa kareem
Arapça
لَّا بَارِدٍۢ وَلَا كَرِيمٍ
Meal (anlam)
İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.
45 Okunuş
Innaahum kaanoo qabla zaalika mutrafeen
Arapça
إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُتْرَفِينَ
Meal (anlam)
Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.
46 Okunuş
Wa kaanoo yusirroona 'alal hinsil 'azeem
Arapça
وَكَانُوا۟ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلْحِنثِ ٱلْعَظِيمِ
Meal (anlam)
Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.
47 Okunuş
Wa kaanoo yaqooloona a'izaa mitnaa wa kunnaa turaabanw wa izaaman'ainnaa lamab'oosoon
Arapça
وَكَانُوا۟ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًۭا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ
Meal (anlam)
Şöyle söylerlerdi: "Öldüğümüzde, toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı, biz mi tekrar dirileceğiz?"
48 Okunuş
Awa aabaaa'unal awwaloon
Arapça
أَوَءَابَآؤُنَا ٱلْأَوَّلُونَ
Meal (anlam)
"Önce gelip geçmiş babalarımız da mı?"
49 Okunuş
Qul innal awwaleena wal aakhireen
Arapça
قُلْ إِنَّ ٱلْأَوَّلِينَ وَٱلْءَاخِرِينَ
Meal (anlam)
De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır."
50 Okunuş
Lamajmoo'oona ilaa meeqaati yawmim ma'loon
Arapça
لَمَجْمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَٰتِ يَوْمٍۢ مَّعْلُومٍۢ
Meal (anlam)
De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır."
51 Okunuş
summa innakum ayyuhad daaalloonal mukazziboon
Arapça
ثُمَّ إِنَّكُمْ أَيُّهَا ٱلضَّآلُّونَ ٱلْمُكَذِّبُونَ
Meal (anlam)
Sonra, siz ey sapıklar, yalanlayanlar!
52 Okunuş
La aakiloona min shaja rim min zaqqoom
Arapça
لَءَاكِلُونَ مِن شَجَرٍۢ مِّن زَقُّومٍۢ
Meal (anlam)
Doğrusu bir zakkum ağacından yiyeceksiniz.
53 Okunuş
Famaali'oona minhal butoon
Arapça
فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ
Meal (anlam)
Karınlarınızı onunla dolduracaksınız;
54 Okunuş
Fashaariboona 'alaihi minal hameem
Arapça
فَشَٰرِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ ٱلْحَمِيمِ
Meal (anlam)
Onun üzerine kaynar su içeceksiniz;
55 Okunuş
Fashaariboona shurbal heem
Arapça
فَشَٰرِبُونَ شُرْبَ ٱلْهِيمِ
Meal (anlam)
Hem de susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz;
56 Okunuş
Haazaa nuzuluhum yawmad deen
Arapça
هَٰذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ ٱلدِّينِ
Meal (anlam)
İşte onlara, ceza günü sunulacak konukluk budur.
57 Okunuş
Nahnu khalaqnaakum falaw laa tusaddiqoon
Arapça
نَحْنُ خَلَقْنَٰكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَ
Meal (anlam)
Sizi yaratan Biziz; hala tasdik etmez misiniz?
58 Okunuş
Afara'aytum maa tumnoon
Arapça
أَفَرَءَيْتُم مَّا تُمْنُونَ
Meal (anlam)
Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız?
59 Okunuş
'A-antum takhluqoo nahooo am nahnul khaaliqoon
Arapça
ءَأَنتُمْ تَخْلُقُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلْخَٰلِقُونَ
Meal (anlam)
Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız?
60 Okunuş
Nahnu qaddarnaa baina kumul mawta wa maa nahnu bimasbooqeen
Arapça
نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ ٱلْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ
Meal (anlam)
Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.
61 Okunuş
'Alaaa an nubaddila amsaalakum wa nunshi'akum fee maa laa ta'lamoon
Arapça
عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمْثَٰلَكُمْ وَنُنشِئَكُمْ فِى مَا لَا تَعْلَمُونَ
Meal (anlam)
Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.
62 Okunuş
Wa laqad 'alimtumun nash atal oolaa falaw laa tazakkaroon
Arapça
وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُولَىٰ فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ
Meal (anlam)
And olsun ki, ilk yaratmayı bilirsiniz, yine de düşünmez misiniz?
63 Okunuş
Afara'aytum maa tahrusoon
Arapça
أَفَرَءَيْتُم مَّا تَحْرُثُونَ
Meal (anlam)
Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz?
64 Okunuş
'A-antum tazra'oonahooo am nahnuz zaari'ooon
Arapça
ءَأَنتُمْ تَزْرَعُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلزَّٰرِعُونَ
Meal (anlam)
Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz?
65 Okunuş
Law nashaaa'u laja'al naahu hutaaman fazaltum tafakkahoon
Arapça
لَوْ نَشَآءُ لَجَعَلْنَٰهُ حُطَٰمًۭا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ
Meal (anlam)
Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".
66 Okunuş
Innaa lamughramoon
Arapça
إِنَّا لَمُغْرَمُونَ
Meal (anlam)
Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".
67 Okunuş
Bal nahnu mahroomoon
Arapça
بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ
Meal (anlam)
Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".
68 Okunuş
Afara'aytumul maaa'allazee tashraboon
Arapça
أَفَرَءَيْتُمُ ٱلْمَآءَ ٱلَّذِى تَشْرَبُونَ
Meal (anlam)
Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz?
69 Okunuş
'A-antum anzaltumoohu minal muzni am nahnul munziloon
Arapça
ءَأَنتُمْ أَنزَلْتُمُوهُ مِنَ ٱلْمُزْنِ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنزِلُونَ
Meal (anlam)
Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz?
70 Okunuş
Law nashaaa'u ja'alnaahu ujaajan falaw laa tashkuroon
Arapça
لَوْ نَشَآءُ جَعَلْنَٰهُ أُجَاجًۭا فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ
Meal (anlam)
Dileseydik onu acılaştırırdık; hala şükretmez misiniz?
71 Okunuş
Afara'aytumun naaral latee tooroon
Arapça
أَفَرَءَيْتُمُ ٱلنَّارَ ٱلَّتِى تُورُونَ
Meal (anlam)
Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz?
72 Okunuş
'A-antum anshaatum shajaratahaaa am nahnul munshi'oon
Arapça
ءَأَنتُمْ أَنشَأْتُمْ شَجَرَتَهَآ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنشِـُٔونَ
Meal (anlam)
Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz?
73 Okunuş
Nahnu ja'alnaahaa tazkira tanw wa mataa'al lilmuqween
Arapça
نَحْنُ جَعَلْنَٰهَا تَذْكِرَةًۭ وَمَتَٰعًۭا لِّلْمُقْوِينَ
Meal (anlam)
Biz onu bir ibret ve çölde konaklayanlar için yararlı kıldık.
74 Okunuş
Fasabbih bismi Rabbikal 'azeem
Arapça
فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ
Meal (anlam)
Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et.
75 Okunuş
Falaa uqsimu bimaawaa qi'innujoom
Arapça
۞ فَلَآ أُقْسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ
Meal (anlam)
Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz!
76 Okunuş
Wa innahoo laqasamul lawta'lamoona'azeem
Arapça
وَإِنَّهُۥ لَقَسَمٌۭ لَّوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ
Meal (anlam)
Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz!
77 Okunuş
Innahoo la quraanun kareem
Arapça
إِنَّهُۥ لَقُرْءَانٌۭ كَرِيمٌۭ
Meal (anlam)
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.
78 Okunuş
Fee kitaabim maknoon
Arapça
فِى كِتَٰبٍۢ مَّكْنُونٍۢ
Meal (anlam)
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.
79 Okunuş
Laa yamassuhooo illal mutahharoon
Arapça
لَّا يَمَسُّهُۥٓ إِلَّا ٱلْمُطَهَّرُونَ
Meal (anlam)
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.
80 Okunuş
Tanzeelum mir Rabbil'aalameen
Arapça
تَنزِيلٌۭ مِّن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
Meal (anlam)
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.
81 Okunuş
Afabihaazal hadeesi antum mudhinoon
Arapça
أَفَبِهَٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَنتُم مُّدْهِنُونَ
Meal (anlam)
Siz bu sözü mü hor görüyorsunuz?
82 Okunuş
Wa taj'aloona rizqakum annakum tukazziboon
Arapça
وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ
Meal (anlam)
Rızkınıza şükredeceğiniz yere onu vereni mi yalanlıyorsunuz?
83 Okunuş
Falaw laaa izaa balaghatil hulqoom
Arapça
فَلَوْلَآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلْحُلْقُومَ
Meal (anlam)
Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.
84 Okunuş
Wa antum heena'izin tanzuroon
Arapça
وَأَنتُمْ حِينَئِذٍۢ تَنظُرُونَ
Meal (anlam)
Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.
85 Okunuş
Wa nahnu aqrabu ilaihi minkum wa laakil laa tubsiroon
Arapça
وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنكُمْ وَلَٰكِن لَّا تُبْصِرُونَ
Meal (anlam)
Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.
86 Okunuş
Falaw laaa in kuntum ghira madeeneen
Arapça
فَلَوْلَآ إِن كُنتُمْ غَيْرَ مَدِينِينَ
Meal (anlam)
Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize!
87 Okunuş
Tarji'oonahaaa in kuntum saadiqeen
Arapça
تَرْجِعُونَهَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
Meal (anlam)
Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize!
88 Okunuş
Fa ammaaa in kaana minal muqarrabeen
Arapça
فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ
Meal (anlam)
Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur.
89 Okunuş
Farawhunw wa raihaa nunw wa jannatu na'eem
Arapça
فَرَوْحٌۭ وَرَيْحَانٌۭ وَجَنَّتُ نَعِيمٍۢ
Meal (anlam)
Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur.
90 Okunuş
Wa ammaaa in kaana min as haabil yameen
Arapça
وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ
Meal (anlam)
Eğer defteri sağdan verilenlerden ise,
91 Okunuş
Fasalaamul laka min as haabil yameen
Arapça
فَسَلَٰمٌۭ لَّكَ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ
Meal (anlam)
"Ey sağcılardan olan kişi, sana selam olsun!" denir.
92 Okunuş
Wa ammaaa in kaana minal mukazzibeenad daaalleen
Arapça
وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُكَذِّبِينَ ٱلضَّآلِّينَ
Meal (anlam)
Eğer, sapık yalancılardan ise,
93 Okunuş
Fanuzulum min hameem
Arapça
فَنُزُلٌۭ مِّنْ حَمِيمٍۢ
Meal (anlam)
Ona kaynar sudan konukluk sunulur.
94 Okunuş
Wa tasliyatu jaheem
Arapça
وَتَصْلِيَةُ جَحِيمٍ
Meal (anlam)
Cehenneme sokulur.
95 Okunuş
Inna haaza lahuwa haqqul yaqeen
Arapça
إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلْيَقِينِ
Meal (anlam)
Doğrusu kesin gerçek budur.
96 Okunuş
Fasabbih bismi rabbikal 'azeem
Arapça
فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ
Meal (anlam)
Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et.
Kırıkkale Plus

Kırıkkale'nin dijital süper uygulaması

Soru ve Görüşleriniz için info@kirikkaleplus.com