Namaz Vakitleri

Kuran-ı Kerim Oku

Arapça metin, okunuş ve Türkçe meal · 114 sure · 6236 ayet

سُورَةُ الحَاقَّةِ

69. Hâkka Suresi

52 ayet Mekke
1 Okunuş
Al haaaqqah
Arapça
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٱلْحَآقَّةُ
Meal (anlam)
Gerçekleşecek olan!
2 Okunuş
Mal haaaqqah
Arapça
مَا ٱلْحَآقَّةُ
Meal (anlam)
Nedir o gerçekleşecek olan gün?
3 Okunuş
Wa maaa adraaka mal haaaqqah
Arapça
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْحَآقَّةُ
Meal (anlam)
Gerçekleşecek olanın ne olduğunu sana ne bildirir?
4 Okunuş
Kazzabat samoodu wa 'Aadum bil qaari'ah
Arapça
كَذَّبَتْ ثَمُودُ وَعَادٌۢ بِٱلْقَارِعَةِ
Meal (anlam)
Semud ve Ad milletleri tepelerine inecek bu gerçeği yalanladılar.
5 Okunuş
Fa-ammaa Samoodu fauhlikoo bittaaghiyah
Arapça
فَأَمَّا ثَمُودُ فَأُهْلِكُوا۟ بِٱلطَّاغِيَةِ
Meal (anlam)
Bu yüzden Semud milleti zorlu bir sarsıntı ile yok edildi.
6 Okunuş
Wa ammaa 'Aadun fa uhlikoo bireehin sarsarin 'aatiyah
Arapça
وَأَمَّا عَادٌۭ فَأُهْلِكُوا۟ بِرِيحٍۢ صَرْصَرٍ عَاتِيَةٍۢ
Meal (anlam)
Ad milleti de bu yüzden önünde durulmaz, dondurucu bir rüzgarla yok edildi.
7 Okunuş
Sakhkharahaa 'alaihim sab'a la yaalinw wa samaaniyata ayyaamin husooman fataral qawma feehaa sar'aa ka annahum a'jaazu nakhlin khaawiyah
Arapça
سَخَّرَهَا عَلَيْهِمْ سَبْعَ لَيَالٍۢ وَثَمَٰنِيَةَ أَيَّامٍ حُسُومًۭا فَتَرَى ٱلْقَوْمَ فِيهَا صَرْعَىٰ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ خَاوِيَةٍۢ
Meal (anlam)
Allah onların kökünü kesmek üzere, üzerlerine o rüzgarı yedi gece sekiz gün, estirdi. Halkın, kökünden çıkarılmış hurma kütükleri gibi yere yıkıldıklarını görürsün.
8 Okunuş
Fahal taraa lahum mim baaqiyah
Arapça
فَهَلْ تَرَىٰ لَهُم مِّنۢ بَاقِيَةٍۢ
Meal (anlam)
Onlardan arda kalmış bir şey görür müsün?
9 Okunuş
Wa jaaa'a Firawnu wa man qablahoo wal mu'tafikaatu bilhaati'ah
Arapça
وَجَآءَ فِرْعَوْنُ وَمَن قَبْلَهُۥ وَٱلْمُؤْتَفِكَٰتُ بِٱلْخَاطِئَةِ
Meal (anlam)
Firavun, ondan öncekiler ve alt üst olmuş kasabalarda oturanlar da suç işlemişlerdi.
10 Okunuş
Fa'ansaw Rasoola Rabbihim fa akhazahum akhzatar raabiyah
Arapça
فَعَصَوْا۟ رَسُولَ رَبِّهِمْ فَأَخَذَهُمْ أَخْذَةًۭ رَّابِيَةً
Meal (anlam)
Rabbinin peygamberine baş kaldırmışlardı. Bunun üzerine Rableri onları şiddeti arttıkça artan bir şekilde yakaladı.
11 Okunuş
Innaa lammaa taghal maaa'u hamalnaakum fil jaariyah
Arapça
إِنَّا لَمَّا طَغَا ٱلْمَآءُ حَمَلْنَٰكُمْ فِى ٱلْجَارِيَةِ
Meal (anlam)
Su taştığı vakit, size bir ibret olmak üzere, anlayışlı kulaklar anlasın diye süzülen gemide, sizi Biz taşımışızdır.
12 Okunuş
Linaj'alahaa lakum tazki ratanw-wa ta'iyahaa unzununw waa'iyah
Arapça
لِنَجْعَلَهَا لَكُمْ تَذْكِرَةًۭ وَتَعِيَهَآ أُذُنٌۭ وَٰعِيَةٌۭ
Meal (anlam)
Su taştığı vakit, size bir ibret olmak üzere, anlayışlı kulaklar anlasın diye süzülen gemide, sizi Biz taşımışızdır.
13 Okunuş
Fa izaa nufikha fis soori nafkhatunw waahidah
Arapça
فَإِذَا نُفِخَ فِى ٱلصُّورِ نَفْخَةٌۭ وَٰحِدَةٌۭ
Meal (anlam)
Sura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar.
14 Okunuş
Wa humilatil ardu wal jibaalu fadukkataa dakkatanw waahidah
Arapça
وَحُمِلَتِ ٱلْأَرْضُ وَٱلْجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةًۭ وَٰحِدَةًۭ
Meal (anlam)
Sura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar.
15 Okunuş
Fa yawma'izinw waqa'atil waaqi'ah
Arapça
فَيَوْمَئِذٍۢ وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ
Meal (anlam)
Sura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar.
16 Okunuş
Wanshaqqatis samaaa'u fahiya yawma 'izinw-waahiyah
Arapça
وَٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَهِىَ يَوْمَئِذٍۢ وَاهِيَةٌۭ
Meal (anlam)
Gök yarılır; o gün düzeni bozulur.
17 Okunuş
Wal malaku 'alaaa arjaaa'ihaa; wa yahmilu 'Arsha Rabbika fawqahum yawma'izin samaaniyah
Arapça
وَٱلْمَلَكُ عَلَىٰٓ أَرْجَآئِهَا ۚ وَيَحْمِلُ عَرْشَ رَبِّكَ فَوْقَهُمْ يَوْمَئِذٍۢ ثَمَٰنِيَةٌۭ
Meal (anlam)
Melekler onun çevresindedirler; o gün Rabbinin arşını onlardan başka sekiz tanesi yüklenir.
18 Okunuş
Yawma'izin tu'radoona laa takhfaa min kum khaafiyah
Arapça
يَوْمَئِذٍۢ تُعْرَضُونَ لَا تَخْفَىٰ مِنكُمْ خَافِيَةٌۭ
Meal (anlam)
O gün siz huzura alınırsınız, hiçbir şeyiniz gizli kalmaz.
19 Okunuş
Fa ammaa man ootiya kitaabahoo biyameenihee fa yaqoolu haaa'umuq ra'oo kitaabiyah
Arapça
فَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ فَيَقُولُ هَآؤُمُ ٱقْرَءُوا۟ كِتَٰبِيَهْ
Meal (anlam)
Kitabı sağından verilen; "Alın, kitabımı okuyun, doğrusu bir hesaplaşma ile karşılaşacağımı umuyordum" der.
20 Okunuş
Innee zannantu annee mulaaqin hisaabiyah
Arapça
إِنِّى ظَنَنتُ أَنِّى مُلَٰقٍ حِسَابِيَهْ
Meal (anlam)
Kitabı sağından verilen; "Alın, kitabımı okuyun, doğrusu bir hesaplaşma ile karşılaşacağımı umuyordum" der.
21 Okunuş
Fahuwa fee 'eeshatir raadiyah
Arapça
فَهُوَ فِى عِيشَةٍۢ رَّاضِيَةٍۢ
Meal (anlam)
Artık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir.
22 Okunuş
Fee jannnatin 'aaliyah
Arapça
فِى جَنَّةٍ عَالِيَةٍۢ
Meal (anlam)
Artık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir.
23 Okunuş
Qutoofuhaa daaniyah
Arapça
قُطُوفُهَا دَانِيَةٌۭ
Meal (anlam)
Artık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir.
24 Okunuş
Kuloo washraboo haneee'am bimaaa aslaftum fil ayyaamil khaliyah
Arapça
كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَآ أَسْلَفْتُمْ فِى ٱلْأَيَّامِ ٱلْخَالِيَةِ
Meal (anlam)
Onlara şöyle denir: "Geçmiş günlerde, peşinen işlediklerinize karşılık afiyetle yiyiniz içiniz."
25 Okunuş
Wa ammaa man ootiya kitaabahoo bishimaalihee fa yaqoolu yaalaitanee lam oota kitaaabiyah
Arapça
وَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ بِشِمَالِهِۦ فَيَقُولُ يَٰلَيْتَنِى لَمْ أُوتَ كِتَٰبِيَهْ
Meal (anlam)
Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.
26 Okunuş
Wa lam adri maa hisaabiyah
Arapça
وَلَمْ أَدْرِ مَا حِسَابِيَهْ
Meal (anlam)
Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.
27 Okunuş
Yaa laitahaa kaanatil qaadiyah
Arapça
يَٰلَيْتَهَا كَانَتِ ٱلْقَاضِيَةَ
Meal (anlam)
Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.
28 Okunuş
Maaa aghnaa 'annee maaliyah
Arapça
مَآ أَغْنَىٰ عَنِّى مَالِيَهْ ۜ
Meal (anlam)
Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.
29 Okunuş
Halaka 'annee sultaaniyah
Arapça
هَلَكَ عَنِّى سُلْطَٰنِيَهْ
Meal (anlam)
Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.
30 Okunuş
Khuzoohu faghullooh
Arapça
خُذُوهُ فَغُلُّوهُ
Meal (anlam)
İlgililere şöyle buyurulur: "O'nu alın, bağlayın."
31 Okunuş
Summal Jaheema sallooh
Arapça
ثُمَّ ٱلْجَحِيمَ صَلُّوهُ
Meal (anlam)
"Sonra cehenneme yaslayın"
32 Okunuş
Summa fee silsilatin zar'uhaa sab'oona ziraa'an faslukooh
Arapça
ثُمَّ فِى سِلْسِلَةٍۢ ذَرْعُهَا سَبْعُونَ ذِرَاعًۭا فَٱسْلُكُوهُ
Meal (anlam)
"Sonra onu boyu yetmiş arşın olan zincire vurun";
33 Okunuş
Innahoo kaana laa yu'minubillaahil 'Azeem
Arapça
إِنَّهُۥ كَانَ لَا يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ ٱلْعَظِيمِ
Meal (anlam)
"Çünkü, o, yüce Allah'a inanmazdı."
34 Okunuş
wa laa yahuddu 'alaa ta'aamil miskeen
Arapça
وَلَا يَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ
Meal (anlam)
"Yoksulun yiyeceği ile ilgilenmezdi."
35 Okunuş
Falaysa lahul yawma haahunaa hameem
Arapça
فَلَيْسَ لَهُ ٱلْيَوْمَ هَٰهُنَا حَمِيمٌۭ
Meal (anlam)
"Bu sebeple burada bugün onun bir acıyanı yoktur."
36 Okunuş
Wa laa ta'aamun illaa min ghisleen
Arapça
وَلَا طَعَامٌ إِلَّا مِنْ غِسْلِينٍۢ
Meal (anlam)
"Günahkarların yiyeceği olan kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur."
37 Okunuş
Laa yaakuluhooo illal khati'oon
Arapça
لَّا يَأْكُلُهُۥٓ إِلَّا ٱلْخَٰطِـُٔونَ
Meal (anlam)
"Günahkarların yiyeceği olan kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur."
38 Okunuş
Falaaa uqsimu bimaa tubsiroon
Arapça
فَلَآ أُقْسِمُ بِمَا تُبْصِرُونَ
Meal (anlam)
Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.
39 Okunuş
Wa maa laa tubsiroon
Arapça
وَمَا لَا تُبْصِرُونَ
Meal (anlam)
Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.
40 Okunuş
Innahoo laqawlu Rasoolin kareem
Arapça
إِنَّهُۥ لَقَوْلُ رَسُولٍۢ كَرِيمٍۢ
Meal (anlam)
Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.
41 Okunuş
Wa ma huwa biqawli shaa'ir; qaleelam maa tu'minoon
Arapça
وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَاعِرٍۢ ۚ قَلِيلًۭا مَّا تُؤْمِنُونَ
Meal (anlam)
O, şair sözü değildir; ne az inanıyorsunuz!
42 Okunuş
Wa laa biqawli kaahin; qaleelam maa tazakkaroon
Arapça
وَلَا بِقَوْلِ كَاهِنٍۢ ۚ قَلِيلًۭا مَّا تَذَكَّرُونَ
Meal (anlam)
Kahin sözü de değildir; ne az düşünüyorsunuz!
43 Okunuş
Tanzeelum mir rabbil 'aalameen
Arapça
تَنزِيلٌۭ مِّن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
Meal (anlam)
Kuran, Alemlerin Rabbinden indirilmedir.
44 Okunuş
Wa law taqawwala 'alainaa ba'dal aqaaweel
Arapça
وَلَوْ تَقَوَّلَ عَلَيْنَا بَعْضَ ٱلْأَقَاوِيلِ
Meal (anlam)
Eğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık.
45 Okunuş
La-akhaznaa minhu bilyameen
Arapça
لَأَخَذْنَا مِنْهُ بِٱلْيَمِينِ
Meal (anlam)
Eğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık.
46 Okunuş
Summa laqata'naa minhul wateen
Arapça
ثُمَّ لَقَطَعْنَا مِنْهُ ٱلْوَتِينَ
Meal (anlam)
Eğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık.
47 Okunuş
Famaa minkum min ahadin'anhu haajizeen
Arapça
فَمَا مِنكُم مِّنْ أَحَدٍ عَنْهُ حَٰجِزِينَ
Meal (anlam)
Hiçbiriniz de onu koruyamazdınız.
48 Okunuş
Wa innahoo latazkiratul lilmuttaqeen
Arapça
وَإِنَّهُۥ لَتَذْكِرَةٌۭ لِّلْمُتَّقِينَ
Meal (anlam)
Doğrusu Kuran Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir öğüttür.
49 Okunuş
Wa inna lana'lamu anna minkum mukazzibeen
Arapça
وَإِنَّا لَنَعْلَمُ أَنَّ مِنكُم مُّكَذِّبِينَ
Meal (anlam)
İçinizde yalanlayanlar bulunduğunu şüphesiz bilmekteyiz.
50 Okunuş
Wa innahu lahasratun 'alal kaafireen
Arapça
وَإِنَّهُۥ لَحَسْرَةٌ عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ
Meal (anlam)
Doğrusu Kuran, inkarcılar için bir üzüntüdür.
51 Okunuş
Wa innahoo lahaqqul yaqeen
Arapça
وَإِنَّهُۥ لَحَقُّ ٱلْيَقِينِ
Meal (anlam)
O, şüphesiz kesin gerçektir.
52 Okunuş
Fasbbih bismi Rabbikal 'Azeem
Arapça
فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ
Meal (anlam)
Öyleyse çok büyük olan Rabbinin adını tesbih et.
Kırıkkale Plus

Kırıkkale'nin dijital süper uygulaması

Soru ve Görüşleriniz için info@kirikkaleplus.com