Namaz Vakitleri

Kuran-ı Kerim Oku

Arapça metin, okunuş ve Türkçe meal · 114 sure · 6236 ayet

سُورَةُ الحِجۡرِ

15. Hicr Suresi

99 ayet Mekke
1 Okunuş
Alif-Laaam-Raa; tilka Aayaatul Kitaabi wa Qur-aa-nim Mubeen
Arapça
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ الٓر ۚ تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱلْكِتَٰبِ وَقُرْءَانٍۢ مُّبِينٍۢ
Meal (anlam)
Elif, Lam, Ra. Bunlar Kitap'ın ve apaçık olan Kuran'ın ayetleridir.
2 Okunuş
Rubamaa yawaddul lazeena kafaroo law kaanoo muslimeen
Arapça
رُّبَمَا يَوَدُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَوْ كَانُوا۟ مُسْلِمِينَ
Meal (anlam)
İnkar edenler, keşke müslüman olsaydık temennisinde bulunacaklardır.
3 Okunuş
Zarhum yaakuloo wa tatamatta'oo wa yulhihimul amalu fasawfa ya'lamoon
Arapça
ذَرْهُمْ يَأْكُلُوا۟ وَيَتَمَتَّعُوا۟ وَيُلْهِهِمُ ٱلْأَمَلُ ۖ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ
Meal (anlam)
Bırak onları yesinler, zevk alsınlar; ümit onları avundursun; ilerde öğrenecekler.
4 Okunuş
Wa maaa ahlaknaa min qaryatin illaa wa lahaa kitaabum ma'loom
Arapça
وَمَآ أَهْلَكْنَا مِن قَرْيَةٍ إِلَّا وَلَهَا كِتَابٌۭ مَّعْلُومٌۭ
Meal (anlam)
Yok ettiğimiz herhangi bir kasabanın elbette belli bir yazısı vardır.
5 Okunuş
Maa tasbiqu min ummatin ajalahaa wa maa yastaakhiroon
Arapça
مَّا تَسْبِقُ مِنْ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسْتَـْٔخِرُونَ
Meal (anlam)
Hiçbir ümmet kendi süresini öne alamaz, geciktiremez de.
6 Okunuş
Wa qaaloo yaaa aiyuhal lazee nuzzila 'alaihiz Zikru innaka lamajnoon
Arapça
وَقَالُوا۟ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِى نُزِّلَ عَلَيْهِ ٱلذِّكْرُ إِنَّكَ لَمَجْنُونٌۭ
Meal (anlam)
Onlar: "Ey kendisine Kitap indirilen kimse! Sen mutlaka delisin. Doğrulardan isen melekleri bize getirsene" dediler.
7 Okunuş
Law maa taateenaa bil malaaa'ikati in kunta minas saadiqeen
Arapça
لَّوْ مَا تَأْتِينَا بِٱلْمَلَٰٓئِكَةِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ
Meal (anlam)
Onlar: "Ey kendisine Kitap indirilen kimse! Sen mutlaka delisin. Doğrulardan isen melekleri bize getirsene" dediler.
8 Okunuş
Maa nunazzilul malaaa'i kata illaa bilhaqqi wa maa kaanooo izam munzareen
Arapça
مَا نُنَزِّلُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَمَا كَانُوٓا۟ إِذًۭا مُّنظَرِينَ
Meal (anlam)
Biz melekleri ancak gerekince indiririz. O takdirde de ceza görecekler asla geri bırakılmazlar.
9 Okunuş
Innaa Nahnu nazalnaz Zikra wa Innaa lahoo lahaa fizoon
Arapça
إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا ٱلذِّكْرَ وَإِنَّا لَهُۥ لَحَٰفِظُونَ
Meal (anlam)
Doğrusu Kitap'ı Biz indirdik, onun koruyucusu elbette Biziz.
10 Okunuş
Wa laqad arsalnaa min qablika fee shiya'il awwaleen
Arapça
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ فِى شِيَعِ ٱلْأَوَّلِينَ
Meal (anlam)
And olsun ki, senden önce çeşitli ümmetlere peygamber göndermiştik.
11 Okunuş
Wa maa yaateehim mir Rasoolin illaa kaanoo bihee yastahzi'oon
Arapça
وَمَا يَأْتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ
Meal (anlam)
Onlara gelen her peygamberi alaya alıyorlardı.
12 Okunuş
kazaalika naslukuhoo fee quloobil mujrimeen
Arapça
كَذَٰلِكَ نَسْلُكُهُۥ فِى قُلُوبِ ٱلْمُجْرِمِينَ
Meal (anlam)
Aynı şekilde biz de Kitap'ı suçluların kalblerine sokarız, ama ona yine de inanmazlar. Oysa kendilerinden öncekilerin uğradıkları meydandadır.
13 Okunuş
Laa yu'minoona bihee wa qad khalat sunnatul awwaleen
Arapça
لَا يُؤْمِنُونَ بِهِۦ ۖ وَقَدْ خَلَتْ سُنَّةُ ٱلْأَوَّلِينَ
Meal (anlam)
Aynı şekilde biz de Kitap'ı suçluların kalblerine sokarız, ama ona yine de inanmazlar. Oysa kendilerinden öncekilerin uğradıkları meydandadır.
14 Okunuş
Wa law fatahnaa 'alaihim baabam minas samaaa'i fazaloo feehi ya'rujoon
Arapça
وَلَوْ فَتَحْنَا عَلَيْهِم بَابًۭا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فَظَلُّوا۟ فِيهِ يَعْرُجُونَ
Meal (anlam)
Onlara gökten bir kapı açsak da, oradan çıkmağa koyulsalar: "Gözlerimiz döndü, biz herhalde büyülendik" derler.
15 Okunuş
Laqaaloo innamaa sukkirat absaarunaa bal nahnu qawmum mashooroon
Arapça
لَقَالُوٓا۟ إِنَّمَا سُكِّرَتْ أَبْصَٰرُنَا بَلْ نَحْنُ قَوْمٌۭ مَّسْحُورُونَ
Meal (anlam)
Onlara gökten bir kapı açsak da, oradan çıkmağa koyulsalar: "Gözlerimiz döndü, biz herhalde büyülendik" derler.
16 Okunuş
Wa laqad ja'alnaa fissamaaa'i buroojanw wa zaiyannaahaa linnaazireen
Arapça
وَلَقَدْ جَعَلْنَا فِى ٱلسَّمَآءِ بُرُوجًۭا وَزَيَّنَّٰهَا لِلنَّٰظِرِينَ
Meal (anlam)
And olsun ki, gökte burçlar meydana getirdik, onları bakanlar için donattık.
17 Okunuş
Wa hafiznaahaa min kulli Shaitaanir rajeem
Arapça
وَحَفِظْنَٰهَا مِن كُلِّ شَيْطَٰنٍۢ رَّجِيمٍ
Meal (anlam)
Onları, kovulmuş her şeytandan koruduk.
18 Okunuş
Illaa manis taraqas sam'a fa atba'ahoo shihaabum mubeen
Arapça
إِلَّا مَنِ ٱسْتَرَقَ ٱلسَّمْعَ فَأَتْبَعَهُۥ شِهَابٌۭ مُّبِينٌۭ
Meal (anlam)
Fakat kulak hırsızlığı yapan olursa, parlak bir ateş onu kovalar.
19 Okunuş
Wal arda madadnaahaa wa alqainaa feehaa rawaasiya wa ambatnaa feehaa min kulli shai'im mawzoon
Arapça
وَٱلْأَرْضَ مَدَدْنَٰهَا وَأَلْقَيْنَا فِيهَا رَوَٰسِىَ وَأَنۢبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ شَىْءٍۢ مَّوْزُونٍۢ
Meal (anlam)
Yeri yaydık, oraya sabit dağlar yerleştirdik, orada her şeyi bir ölçüye göre bitirdik.
20 Okunuş
Wa ja'alnaa lakum feehaa ma'aayisha wa mal lastum lahoo biraaziqeen
Arapça
وَجَعَلْنَا لَكُمْ فِيهَا مَعَٰيِشَ وَمَن لَّسْتُمْ لَهُۥ بِرَٰزِقِينَ
Meal (anlam)
Orada sizin ve rızık veremeyeceğiniz kimseler için geçimlikler meydana getirdik.
21 Okunuş
Wa im min shai'in illaa 'indanaa khazaaa 'inuhoo wa maa nunazziluhooo illaa biqadarim ma'loom
Arapça
وَإِن مِّن شَىْءٍ إِلَّا عِندَنَا خَزَآئِنُهُۥ وَمَا نُنَزِّلُهُۥٓ إِلَّا بِقَدَرٍۢ مَّعْلُومٍۢ
Meal (anlam)
Hazinesi Bizim katımızda olmayan hiçbir şey yoktur. Biz onu ancak belli bir ölçüye göre indiririz.
22 Okunuş
Wa arsalnar riyaaha la waaqiha fa anzalnaa minas samaaa'i maaa'an fa asqai naakumoohu wa maaa antum lahoo bikhaazineen
Arapça
وَأَرْسَلْنَا ٱلرِّيَٰحَ لَوَٰقِحَ فَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءًۭ فَأَسْقَيْنَٰكُمُوهُ وَمَآ أَنتُمْ لَهُۥ بِخَٰزِنِينَ
Meal (anlam)
Rüzgarları aşılayıcı olarak gönderdik; yukarıdan su indirdik de sizi onunla suladık. Yoksa siz onu toplayamazdınız.
23 Okunuş
Wa innnaa la nahnu nuhyee wa numeetu wa nahnul waarisoon
Arapça
وَإِنَّا لَنَحْنُ نُحْىِۦ وَنُمِيتُ وَنَحْنُ ٱلْوَٰرِثُونَ
Meal (anlam)
Doğrusu dirilten ve öldüren Biziz; hepsinin gerisinde de Biz kalırız.
24 Okunuş
Wa la qad 'alimnal mustaqdimeena minkum wa laqad 'alimnal mustaakhireen
Arapça
وَلَقَدْ عَلِمْنَا ٱلْمُسْتَقْدِمِينَ مِنكُمْ وَلَقَدْ عَلِمْنَا ٱلْمُسْتَـْٔخِرِينَ
Meal (anlam)
And olsun ki, sizden önce geçenleri biliriz; and olsun ki, geri kalanları da biliriz.
25 Okunuş
Wa inna Rabbaka Huwa yahshuruhum; innahoo Hakeem 'Aleem
Arapça
وَإِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَحْشُرُهُمْ ۚ إِنَّهُۥ حَكِيمٌ عَلِيمٌۭ
Meal (anlam)
Doğrusu Rabbin onları diriltip bir araya getirecektir. Şüphesiz O Hakim'dir, Herşeyi Bilen'dir.
26 Okunuş
Wa laqad khalaqnal insaana min salsaalim min hama im masnoon
Arapça
وَلَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ مِن صَلْصَٰلٍۢ مِّنْ حَمَإٍۢ مَّسْنُونٍۢ
Meal (anlam)
And olsun ki, insanı kuru balçıktan, işlenebilen kara topraktan yarattık.
27 Okunuş
Waljaaanna khalaqnaahu min qablu min naaris samoom
Arapça
وَٱلْجَآنَّ خَلَقْنَٰهُ مِن قَبْلُ مِن نَّارِ ٱلسَّمُومِ
Meal (anlam)
Cinleri de, daha önce, dumansız ateşten yarattık.
28 Okunuş
Wa iz qaala Rabbuka lilmalaaa' ikati innee khaaliqum basharam min salsaalim min hama im masnoon
Arapça
وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَٰٓئِكَةِ إِنِّى خَٰلِقٌۢ بَشَرًۭا مِّن صَلْصَٰلٍۢ مِّنْ حَمَإٍۢ مَّسْنُونٍۢ
Meal (anlam)
'Rabbin meleklere: "Ben, balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın" demişti.
29 Okunuş
Fa izaa sawwaituhoo wa nafakhtu feehi mir roohee faqa'oo lahoo saajideen
Arapça
فَإِذَا سَوَّيْتُهُۥ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِن رُّوحِى فَقَعُوا۟ لَهُۥ سَٰجِدِينَ
Meal (anlam)
'Rabbin meleklere: "Ben, balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın" demişti.
30 Okunuş
Fasajadal malaaa'ikatu kulluhum ajma'oon
Arapça
فَسَجَدَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ كُلُّهُمْ أَجْمَعُونَ
Meal (anlam)
Bunun üzerine, İblis'in dışında bütün melekler hemen secde ettiler. O, secde edenlerle beraber olmaktan çekindi.
31 Okunuş
Illaaa ibleesa abaaa ai yakoona ma'as saajideen
Arapça
إِلَّآ إِبْلِيسَ أَبَىٰٓ أَن يَكُونَ مَعَ ٱلسَّٰجِدِينَ
Meal (anlam)
Bunun üzerine, İblis'in dışında bütün melekler hemen secde ettiler. O, secde edenlerle beraber olmaktan çekindi.
32 Okunuş
Qaala yaaa Ibleesu maa laka allaa takoona ma'as saajideen
Arapça
قَالَ يَٰٓإِبْلِيسُ مَا لَكَ أَلَّا تَكُونَ مَعَ ٱلسَّٰجِدِينَ
Meal (anlam)
Allah: "Ey İblis! Secde edenlerle beraber olmaktan seni alıkoyan nedir?" dedi.
33 Okunuş
Qaala lam akul li asjuda libasharin khalaqtahoo min salsaalim min hama im masnoon
Arapça
قَالَ لَمْ أَكُن لِّأَسْجُدَ لِبَشَرٍ خَلَقْتَهُۥ مِن صَلْصَٰلٍۢ مِّنْ حَمَإٍۢ مَّسْنُونٍۢ
Meal (anlam)
O: "Balçıktan, işlenebilen kara topraktan yarattığın insana secde edemem" dedi.
34 Okunuş
Qaala fakhruj minhaa fa innaka rajeem
Arapça
قَالَ فَٱخْرُجْ مِنْهَا فَإِنَّكَ رَجِيمٌۭ
Meal (anlam)
"Öyleyse defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Doğrusu hesap gününe kadar lanet sanadır" dedi.
35 Okunuş
Wa inna 'alikal la'nata ilaa Yawmid Deen
Arapça
وَإِنَّ عَلَيْكَ ٱللَّعْنَةَ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلدِّينِ
Meal (anlam)
"Öyleyse defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Doğrusu hesap gününe kadar lanet sanadır" dedi.
36 Okunuş
Qaala Rabbi fa anzirneee ilaa Yawmi yub'asoon
Arapça
قَالَ رَبِّ فَأَنظِرْنِىٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ
Meal (anlam)
"Rabbim! Beni hiç olmazsa, tekrar dirilecekleri güne kadar ertele" dedi.
37 Okunuş
Qaala fa innaka minal munzareen
Arapça
قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ ٱلْمُنظَرِينَ
Meal (anlam)
Allah: "Sen, bilinen gün gelene kadar bırakılanlardansın" dedi.
38 Okunuş
Ilaa Yawmil waqtil ma'loom
Arapça
إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْوَقْتِ ٱلْمَعْلُومِ
Meal (anlam)
Allah: "Sen, bilinen gün gelene kadar bırakılanlardansın" dedi.
39 Okunuş
Qaala Rabbi bimaaa aghwaitanee la uzayyinaana lahum fil ardi wa la ughwiyan nahum ajma'een
Arapça
قَالَ رَبِّ بِمَآ أَغْوَيْتَنِى لَأُزَيِّنَنَّ لَهُمْ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَأُغْوِيَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ
Meal (anlam)
"Rabbim! Beni saptırdığın için, and olsun ki yeryüzünde fenalıkları onlara güzel göstereceğim; halis kıldığın kulların bir yana, onların hepsini saptıracağım" dedi.
40 Okunuş
Illaa 'ibaadaka minhumul mukhlaseen
Arapça
إِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ ٱلْمُخْلَصِينَ
Meal (anlam)
"Rabbim! Beni saptırdığın için, and olsun ki yeryüzünde fenalıkları onlara güzel göstereceğim; halis kıldığın kulların bir yana, onların hepsini saptıracağım" dedi.
41 Okunuş
Qaala haaza Siraatun 'alaiya Mustaqeem
Arapça
قَالَ هَٰذَا صِرَٰطٌ عَلَىَّ مُسْتَقِيمٌ
Meal (anlam)
'Allah şöyle dedi: "Benim gerekli kıldığım dosdoğru yol budur; kullarımın üzerinde senin bir nüfuzun olamaz. Ancak sana uyan sapıklar bunun dışındadır."
42 Okunuş
Inna 'ibaadee laisa laka 'alaihim sultaanun illaa manittaba'aka minal ghaaween
Arapça
إِنَّ عِبَادِى لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَٰنٌ إِلَّا مَنِ ٱتَّبَعَكَ مِنَ ٱلْغَاوِينَ
Meal (anlam)
'Allah şöyle dedi: "Benim gerekli kıldığım dosdoğru yol budur; kullarımın üzerinde senin bir nüfuzun olamaz. Ancak sana uyan sapıklar bunun dışındadır."
43 Okunuş
Wa inna jahannama lamaw'iduhum ajma'een
Arapça
وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمَوْعِدُهُمْ أَجْمَعِينَ
Meal (anlam)
"Ve Cehennem onların hepsinin toplanacağı yerdir."
44 Okunuş
Lahaa sab'atu abwaab; likulli baabim minhum juz'um maqsoom
Arapça
لَهَا سَبْعَةُ أَبْوَٰبٍۢ لِّكُلِّ بَابٍۢ مِّنْهُمْ جُزْءٌۭ مَّقْسُومٌ
Meal (anlam)
O cehennemin yedi kapısı olup, her kapıdan onların girecekleri ayrılmış bir kısım vardır.
45 Okunuş
Innal muttaqeena fee Jannaatinw wa 'uyoon
Arapça
إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍۢ وَعُيُونٍ
Meal (anlam)
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise, cennetlerde, pınar başlarındadırlar.
46 Okunuş
Udkhuloohaa bisalaamin aamineen
Arapça
ٱدْخُلُوهَا بِسَلَٰمٍ ءَامِنِينَ
Meal (anlam)
"Oraya güven içinde, esenlikle girin" denilir.
47 Okunuş
Wa naza'naa ma fee sudoorihim min ghillin ikhwaanan 'alaa sururim mutaqaabileen
Arapça
وَنَزَعْنَا مَا فِى صُدُورِهِم مِّنْ غِلٍّ إِخْوَٰنًا عَلَىٰ سُرُرٍۢ مُّتَقَٰبِلِينَ
Meal (anlam)
Biz onların gönüllerinde olan kini çıkardık, artık onlar sedirler üzerinde karşılıklı oturan kardeşlerdir.
48 Okunuş
Laa yamas suhum feehaa nasabunw wa maa hum minhaa bimukhrajeen
Arapça
لَا يَمَسُّهُمْ فِيهَا نَصَبٌۭ وَمَا هُم مِّنْهَا بِمُخْرَجِينَ
Meal (anlam)
Onlar orada bir yorgunluk hissetmezler. Oradan çıkarılacak da değillerdir.
49 Okunuş
Nabbi' 'ibaadeee annneee anal Ghafoorur Raheem
Arapça
۞ نَبِّئْ عِبَادِىٓ أَنِّىٓ أَنَا ٱلْغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ
Meal (anlam)
Kullarıma Benim bağışlayan, merhamet eden olduğumu, azabımın can yakıcı bir azap olduğunu haber ver.
50 Okunuş
Wa anna 'azaabee uwal 'azaabul aleem
Arapça
وَأَنَّ عَذَابِى هُوَ ٱلْعَذَابُ ٱلْأَلِيمُ
Meal (anlam)
Kullarıma Benim bağışlayan, merhamet eden olduğumu, azabımın can yakıcı bir azap olduğunu haber ver.
51 Okunuş
Wa nabbi'hum 'an daifi Ibraaheem
Arapça
وَنَبِّئْهُمْ عَن ضَيْفِ إِبْرَٰهِيمَ
Meal (anlam)
Onlara İbrahim'in konuklarını da anlat:
52 Okunuş
Iz dakhaloo 'alaihi faqaaloo salaaman qaala innaa minkum wajiloon
Arapça
إِذْ دَخَلُوا۟ عَلَيْهِ فَقَالُوا۟ سَلَٰمًۭا قَالَ إِنَّا مِنكُمْ وَجِلُونَ
Meal (anlam)
İbrahim'in yanına girdiklerinde selam vermişlerdi. O: "Doğrusu biz sizden korkuyoruz" demişti de: "Korkma, biz sana, bilgin bir oğlun olacağını müjdelemeye geldik" demişlerdi.
53 Okunuş
Qaaloo la tawjal innaa nubashshiruka bighulaamin 'aleem
Arapça
قَالُوا۟ لَا تَوْجَلْ إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَٰمٍ عَلِيمٍۢ
Meal (anlam)
İbrahim'in yanına girdiklerinde selam vermişlerdi. O: "Doğrusu biz sizden korkuyoruz" demişti de: "Korkma, biz sana, bilgin bir oğlun olacağını müjdelemeye geldik" demişlerdi.
54 Okunuş
Qaala abashshartumoonee 'alaaa am massaniyal kibaru fabima tubashshiroon
Arapça
قَالَ أَبَشَّرْتُمُونِى عَلَىٰٓ أَن مَّسَّنِىَ ٱلْكِبَرُ فَبِمَ تُبَشِّرُونَ
Meal (anlam)
"Ben kocamışken bana müjde mi veriyorsunuz? Neye dayanarak müjdeliyorsunuz?" deyince:
55 Okunuş
Qaaloo bashsharnaaka bilhaqqi falaa takum minal qaaniteen
Arapça
قَالُوا۟ بَشَّرْنَٰكَ بِٱلْحَقِّ فَلَا تَكُن مِّنَ ٱلْقَٰنِطِينَ
Meal (anlam)
"Seni gerçekten müjdeliyoruz, umutsuzlardan olma" demişlerdi.
56 Okunuş
Qaala wa mai yaqnatu mir rahmati Rabbiheee illad daaaloon
Arapça
قَالَ وَمَن يَقْنَطُ مِن رَّحْمَةِ رَبِّهِۦٓ إِلَّا ٱلضَّآلُّونَ
Meal (anlam)
"Zaten sapıklardan başka kim Rabbinin rahmetinden umudunu keser!" diyerek sormuştu: "Ey elçiler! İşiniz nedir?"
57 Okunuş
Qaala famaa khatbukum aiyuhal mursaloon
Arapça
قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ أَيُّهَا ٱلْمُرْسَلُونَ
Meal (anlam)
"Zaten sapıklardan başka kim Rabbinin rahmetinden umudunu keser!" diyerek sormuştu: "Ey elçiler! İşiniz nedir?"
58 Okunuş
Qaaloo innaaa ursilnaaa ilaa qawmim mujrimeen
Arapça
قَالُوٓا۟ إِنَّآ أُرْسِلْنَآ إِلَىٰ قَوْمٍۢ مُّجْرِمِينَ
Meal (anlam)
Şöyle cevap vermişlerdi: "Biz şüphesiz suçlu bir millete gönderildik. Lut'un ailesi bunun dışındadır. Karısı hariç hepsini kurtaracağız. Karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk."
59 Okunuş
Illaaa Aala Loot; innaa lamunajjoohum ajma'een
Arapça
إِلَّآ ءَالَ لُوطٍ إِنَّا لَمُنَجُّوهُمْ أَجْمَعِينَ
Meal (anlam)
Şöyle cevap vermişlerdi: "Biz şüphesiz suçlu bir millete gönderildik. Lut'un ailesi bunun dışındadır. Karısı hariç hepsini kurtaracağız. Karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk."
60 Okunuş
Illam ra atahoo qaddarnaaa innahaa laminal ghaabireen
Arapça
إِلَّا ٱمْرَأَتَهُۥ قَدَّرْنَآ ۙ إِنَّهَا لَمِنَ ٱلْغَٰبِرِينَ
Meal (anlam)
Şöyle cevap vermişlerdi: "Biz şüphesiz suçlu bir millete gönderildik. Lut'un ailesi bunun dışındadır. Karısı hariç hepsini kurtaracağız. Karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk."
61 Okunuş
Falamma jaaa'a Aala Lootinil mursaloon
Arapça
فَلَمَّا جَآءَ ءَالَ لُوطٍ ٱلْمُرْسَلُونَ
Meal (anlam)
Elçiler Lut'un ailesine gelince, Lut: "Doğrusu siz tanınmayan kimselersiniz" dedi.
62 Okunuş
Qaala innakum qawmum munkaroon
Arapça
قَالَ إِنَّكُمْ قَوْمٌۭ مُّنكَرُونَ
Meal (anlam)
Elçiler Lut'un ailesine gelince, Lut: "Doğrusu siz tanınmayan kimselersiniz" dedi.
63 Okunuş
Qaaloo bal ji'naaka bimaa kaanoo feehi yamtaroon
Arapça
قَالُوا۟ بَلْ جِئْنَٰكَ بِمَا كَانُوا۟ فِيهِ يَمْتَرُونَ
Meal (anlam)
"Biz sana sadece şüphe edip durdukları azabı getirdik. Sana gerçekle geldik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. Artık, geceleyin bir ara, aileni yola çıkar, sen de arkalarından git; hiçbiriniz arkaya bakmasın; emrolunduğunuz yere doğru yürüyün" dediler.
64 Okunuş
Wa atainaaka bilhaqqi wa innaa lasaadiqoon
Arapça
وَأَتَيْنَٰكَ بِٱلْحَقِّ وَإِنَّا لَصَٰدِقُونَ
Meal (anlam)
"Biz sana sadece şüphe edip durdukları azabı getirdik. Sana gerçekle geldik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. Artık, geceleyin bir ara, aileni yola çıkar, sen de arkalarından git; hiçbiriniz arkaya bakmasın; emrolunduğunuz yere doğru yürüyün" dediler.
65 Okunuş
Fa asri bi ahlika biqit'im minal laili wattabi' adbaarahum wa laa yaltafit minkum ahadunw wamdoo haisu tu'maroon
Arapça
فَأَسْرِ بِأَهْلِكَ بِقِطْعٍۢ مِّنَ ٱلَّيْلِ وَٱتَّبِعْ أَدْبَٰرَهُمْ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنكُمْ أَحَدٌۭ وَٱمْضُوا۟ حَيْثُ تُؤْمَرُونَ
Meal (anlam)
"Biz sana sadece şüphe edip durdukları azabı getirdik. Sana gerçekle geldik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. Artık, geceleyin bir ara, aileni yola çıkar, sen de arkalarından git; hiçbiriniz arkaya bakmasın; emrolunduğunuz yere doğru yürüyün" dediler.
66 Okunuş
Wa qadainaaa ilaihi zaalikal amra anna daabira haaa'ulaaa'i maqtoo'um musbiheen
Arapça
وَقَضَيْنَآ إِلَيْهِ ذَٰلِكَ ٱلْأَمْرَ أَنَّ دَابِرَ هَٰٓؤُلَآءِ مَقْطُوعٌۭ مُّصْبِحِينَ
Meal (anlam)
Böylece Lut'a bunların sonlarının kesilmiş olarak sabahlıyacaklarını bildirdik.
67 Okunuş
Wa jaaa'a ahlul madeenati yastabshiroon
Arapça
وَجَآءَ أَهْلُ ٱلْمَدِينَةِ يَسْتَبْشِرُونَ
Meal (anlam)
Şehir halkı, sevinerek geldiler.
68 Okunuş
Qaala inna haaa'ulaaa'i daifee falaa tafdahoon
Arapça
قَالَ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ ضَيْفِى فَلَا تَفْضَحُونِ
Meal (anlam)
Lut: "Bunlar benim konuklarımdır, onlara karşı beni rüsvay etmeyin, Allah'tan korkun, beni utandırmayın" dedi.
69 Okunuş
Wattaqul laaha wa laa tukhzoon
Arapça
وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَلَا تُخْزُونِ
Meal (anlam)
Lut: "Bunlar benim konuklarımdır, onlara karşı beni rüsvay etmeyin, Allah'tan korkun, beni utandırmayın" dedi.
70 Okunuş
Qaalooo awalam nanhaka 'anil 'aalameen
Arapça
قَالُوٓا۟ أَوَلَمْ نَنْهَكَ عَنِ ٱلْعَٰلَمِينَ
Meal (anlam)
"Biz sana kimseyi misafir kabul etmeyi yasak etmemiş miydik?" dediler.
71 Okunuş
Qaala haaa'ulaaa'i banaateee in kuntum faa'ileen
Arapça
قَالَ هَٰٓؤُلَآءِ بَنَاتِىٓ إِن كُنتُمْ فَٰعِلِينَ
Meal (anlam)
Lut: "Alacaksanız, işte benim kızlarım" dedi.
72 Okunuş
La'amruka innahum lafee sakratihim ya'mahoon
Arapça
لَعَمْرُكَ إِنَّهُمْ لَفِى سَكْرَتِهِمْ يَعْمَهُونَ
Meal (anlam)
Senin hayatına and olsun ki, onlar sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı.
73 Okunuş
Fa akhazat humus saihatu mushriqeen
Arapça
فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّيْحَةُ مُشْرِقِينَ
Meal (anlam)
Tanyeri ağarırken, çığlık onları yakalayıverdi.
74 Okunuş
Faja'alnaa 'aaliyahaa saafilahaa wa amtamaa 'alaihim hijaaratam min sjijjeel
Arapça
فَجَعَلْنَا عَٰلِيَهَا سَافِلَهَا وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ حِجَارَةًۭ مِّن سِجِّيلٍ
Meal (anlam)
Memleketlerini alt üst ettik, üzerlerine sert taş yağdırdık.
75 Okunuş
Inna fee zaalika la Aayaatil lilmutawassimeen
Arapça
إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَٰتٍۢ لِّلْمُتَوَسِّمِينَ
Meal (anlam)
Bunda, görebilen insanlar için ibretler vardır.
76 Okunuş
Wa innahaa labi sabeelim muqeem
Arapça
وَإِنَّهَا لَبِسَبِيلٍۢ مُّقِيمٍ
Meal (anlam)
O şehrin kalıntıları işlek yollar üzerinde hala durmaktadır.
77 Okunuş
Inna fee zaalika la Aayatal lilmu'mineen
Arapça
إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةًۭ لِّلْمُؤْمِنِينَ
Meal (anlam)
Bunda inananlar için ibret vardır.
78 Okunuş
Wa in kaana Ashaabul Aikati lazaalimeen
Arapça
وَإِن كَانَ أَصْحَٰبُ ٱلْأَيْكَةِ لَظَٰلِمِينَ
Meal (anlam)
Eykeliler de, şüphesiz zalim kimselerdi.
79 Okunuş
Fantaqamnaa minhum wa innahumaa labi imaamim mubeen
Arapça
فَٱنتَقَمْنَا مِنْهُمْ وَإِنَّهُمَا لَبِإِمَامٍۢ مُّبِينٍۢ
Meal (anlam)
Bunun için onlardan da öç aldık. Hala her iki memleket de işlek bir yol üzerindedirler.
80 Okunuş
Wa laqad kazzaba ashaabul Hijril mursaleen
Arapça
وَلَقَدْ كَذَّبَ أَصْحَٰبُ ٱلْحِجْرِ ٱلْمُرْسَلِينَ
Meal (anlam)
And olsun ki, Hicr halkı peygamberi yalanlamışlardı.
81 Okunuş
Wa aatainaahum Aayaatinaa fakaanoo 'anhaa mu'rideen
Arapça
وَءَاتَيْنَٰهُمْ ءَايَٰتِنَا فَكَانُوا۟ عَنْهَا مُعْرِضِينَ
Meal (anlam)
Onlara ayetlerimizi verdiğimiz halde, yüz çevirmişlerdi.
82 Okunuş
Wa kaanoo yanhitoona minal jibaali buyootan aamineen
Arapça
وَكَانُوا۟ يَنْحِتُونَ مِنَ ٱلْجِبَالِ بُيُوتًا ءَامِنِينَ
Meal (anlam)
Dağlarda, güven içinde olarak evler yontuyorlardı.
83 Okunuş
Fa akhazat humus saihatu musbiheen
Arapça
فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّيْحَةُ مُصْبِحِينَ
Meal (anlam)
Sabaha karşı çığlık onları yakalayıverdi.
84 Okunuş
Famaaa aghnaa 'anhum maa kaanoo yaksiboon
Arapça
فَمَآ أَغْنَىٰ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ
Meal (anlam)
Yaptıkları kendilerine bir fayda sağlamadı.
85 Okunuş
Wa maa khalaqnas samaawaati wal arda wa maa bainahumaaa illaa bilhaqq; wa innas Saa'ata la aatiyatun fasfahis safhal jameel
Arapça
وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ ۗ وَإِنَّ ٱلسَّاعَةَ لَءَاتِيَةٌۭ ۖ فَٱصْفَحِ ٱلصَّفْحَ ٱلْجَمِيلَ
Meal (anlam)
Biz, gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları gereğince yarattık. Kıyamet günü şüphesiz gelecektir. O halde yumuşak ve iyi davran.
86 Okunuş
Inna Rabbaka Huwal khallaaqul 'aleem
Arapça
إِنَّ رَبَّكَ هُوَ ٱلْخَلَّٰقُ ٱلْعَلِيمُ
Meal (anlam)
Doğrusu yaratan ve bilen ancak Rabbindir.
87 Okunuş
Wa laqad aatainaaka sab'am mnal masaanee wal Qur-aanal 'azeem
Arapça
وَلَقَدْ ءَاتَيْنَٰكَ سَبْعًۭا مِّنَ ٱلْمَثَانِى وَٱلْقُرْءَانَ ٱلْعَظِيمَ
Meal (anlam)
And olsun ki, sana daima tekrarlanan yedi ayetli Fatiha'yı ve Kuran-ı Azim'i verdik.
88 Okunuş
Laa tamuddanna 'ainaika ilaa maa matta 'naa biheee azwaajam minhum wa laa tahzan 'alaihim wakhfid janaahaka lilmu 'mineen
Arapça
لَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ إِلَىٰ مَا مَتَّعْنَا بِهِۦٓ أَزْوَٰجًۭا مِّنْهُمْ وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَٱخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِنِينَ
Meal (anlam)
Kafirler içinde bazı kimselere verdiğimiz kat kat servete gözünü dikme, onlara üzülme; inananları kanatların altına al.
89 Okunuş
Wa qul inneee anan nazeerul mubeen
Arapça
وَقُلْ إِنِّىٓ أَنَا ٱلنَّذِيرُ ٱلْمُبِينُ
Meal (anlam)
De ki: "Doğrusu ben apaçık bir uyarıcıyım."
90 Okunuş
Kamaaa anzalnaa 'alal muqtasimeen
Arapça
كَمَآ أَنزَلْنَا عَلَى ٱلْمُقْتَسِمِينَ
Meal (anlam)
Kuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız.
91 Okunuş
Allazeena ja'alul Quraana'ideen
Arapça
ٱلَّذِينَ جَعَلُوا۟ ٱلْقُرْءَانَ عِضِينَ
Meal (anlam)
Kuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız.
92 Okunuş
Fawa Rabbika lanas'a lannahum ajma'een
Arapça
فَوَرَبِّكَ لَنَسْـَٔلَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ
Meal (anlam)
Kuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız.
93 Okunuş
'Ammaa kaanoo ya'maloon
Arapça
عَمَّا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
Meal (anlam)
Kuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız.
94 Okunuş
Fasda' bimaa tu'maru wa a'rid anil mushrikeen
Arapça
فَٱصْدَعْ بِمَا تُؤْمَرُ وَأَعْرِضْ عَنِ ٱلْمُشْرِكِينَ
Meal (anlam)
Artık buyrulanı açıkça ortaya koy, puta tapanlara aldırış etme.
95 Okunuş
Innaa kafainaakal mustahzi'een
Arapça
إِنَّا كَفَيْنَٰكَ ٱلْمُسْتَهْزِءِينَ
Meal (anlam)
Allah'la beraber başka bir tanrının bulunduğunu kabul eden alaycılara karşı şüphesiz Biz sana kafiyiz. Yakında ne olduğunu öğreneceklerdir.
96 Okunuş
Allazeena yaj'aloona ma'al laahi ilaahan aakhar; fasawfa ya'lamoon
Arapça
ٱلَّذِينَ يَجْعَلُونَ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ ۚ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ
Meal (anlam)
Allah'la beraber başka bir tanrının bulunduğunu kabul eden alaycılara karşı şüphesiz Biz sana kafiyiz. Yakında ne olduğunu öğreneceklerdir.
97 Okunuş
Wa laqad na'lamu annak yadeequ sadruka bimaa yaqooloon
Arapça
وَلَقَدْ نَعْلَمُ أَنَّكَ يَضِيقُ صَدْرُكَ بِمَا يَقُولُونَ
Meal (anlam)
And olsun ki, söyledikleri şeylerden senin gönlünün daraldığını biliyoruz.
98 Okunuş
Fasbbih bihamdi Rabbika wa kum minas saajideen
Arapça
فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَكُن مِّنَ ٱلسَّٰجِدِينَ
Meal (anlam)
Rabbini hamd ile an, secde edenlerden ol ve ölünceye kadar Rabbine kulluk et.
99 Okunuş
Wa'bud Rabbaka hattaa yaatiyakal yaqeen
Arapça
وَٱعْبُدْ رَبَّكَ حَتَّىٰ يَأْتِيَكَ ٱلْيَقِينُ
Meal (anlam)
Rabbini hamd ile an, secde edenlerden ol ve ölünceye kadar Rabbine kulluk et.
Kırıkkale Plus

Kırıkkale'nin dijital süper uygulaması

Soru ve Görüşleriniz için info@kirikkaleplus.com